
|
Her kadının yapısı kendine özgü olduğuna göre, hamilelik dönemide o ölçüde özeldir.Hiç sıkıntı çekmeden dokuz ay boyunca rahat bir hamilelik yaşayan kadınlar olduğu gibi, sorunlarla dolu hamilelikler de vardır.Söz edeceğimiz sıkıntılar en çok görülenlerdir. BULANTI VE KUSMALAR Tek başına veya kusmaların eşlik ettiği bulantıların görülme oranı %50 dir. Genellikle 3. haftaya doğru başlar; 4. ayda biter.Bulantıların zamanı ve nedeni çok değişkendir.Bazen sabah bazen gün boyu olabilir.Bulantının nedeni belli kokular yada bazı besinlerden iğrenme olabilir.Hamileliğin sonunda bulantı ve kusmalar tekrar görülebilir. NE YAPILABİLİR ? Bulantılardan çok daha az rastlanır.Çoğunlukla tedaviler etkisizdir,beşinci aya doğru kendiliğinden kesilir. MİDE AĞRILARI VE YANMALARI Anne adayı yemekleri yavaş ve zor sindirir, yemekten sonra kendini ağır hisseder, sindirim yollarını havayla dolmuş hisseder, midesinde ekşime, yanma ve sancılar oluşur. NE YAPILABİLİR ? Hiç kabızlık çekmeyenler bile hamileliklerinde bu sorunu yaşıyorlar.Kabızlık bağırsak tembelliği sonucu oluşur. NE YAPILABİLİR ? Hamileliğin ikinci yarısında ortaya çıkar, tuvalete çıkma sırasında kanamalar görülebilir, mutlaka doktorunuza bildirin.Çok iyi bir tedavi görseniz bile doğum sonrası dönemde tekrar kötüleşebilir,ancak daha sonra büyük bölümü yok olur. VARİSLER Toplardamarların genleşmesi sonucu oluşur, hamileliğin ikinci yarısında ortaya çıkar.Doğumdan sonra tamamı veya büyük kısmı yok olur. Varisler; bacaklarda şişme, sancılı gerilim, karıncalanma ya da kramplara neden olabilir. NE YAPILABİLİR ? Sık tuvalete çıkma hamilelikte çok görülen bir durumdur.Nedeni ilk aylarda salgılanan hormonlar, son aylarda ise bebeğin başının idrar torbasına yaptığı baskıdır.Çok rahatsız ederse doktorunuza bildirin. NEFES NEFESE KALMA Hamileliğin ikinci yarısında görülür, rahmin hacmi arttığından göğüs kafesi hacminin azalmasıyla oluşur.Son aylarda fiziksel güç harcamasını azaltmak gerekir.Nefes alma güçlüğü artarsa doktorunuza bildirin. SANCILAR Son aylarda eklemlerde başlayan gevşeme sancılı olabilir, bu sancıyı dindirmek için ne dinlenme ne de bir ilaç vardır. UYKU BOZUKLUKLARI Hamileliğin başlangıcında gün içinde bile aşırı uyuma isteği duyulur, son aylarda ise gece yarısında uykusuzluk görülür. Uykusuzluk, kramplar ya da sancılar nedeniyle veya yaklaşan doğumun endişesiyle olabilir. NE YAPILABİLİR ? Hamile kadınların çoğunda görülen huy değişikliğinin pek çok nedeni olabilir; Doğumdan korkma, anormal bir çocuk sahibi olma kaygısı, vücudunun bozulmasından endişelenme,… v.b. Huy değişiklikleri aşırı neşelenme, aşırı üzüntü, içine kapanma, nedensiz ağlama, alınganlık, dikkat çekme veya kendini gizleme isteği şeklinde olabilir.Bunların hepsi olağan davranışlardır, özellikle ilk bebeğinizi bekliyorsanız.Çünkü herşey sizin için farklı ve bilinmediktir. Yapılabilecek en iyi şey kendinize en yakın hissettiğiniz (kocanız, anneniz, ablanız, doktorunuz ) biriyle konuşmaktır.Bu duyguları yaşayan tek kişi olmadığınızı göreceksiniz. |
|
Bu sorunun olumlu cevabına sevinenler olacağı gibi üzülenler de olabilir.Her durumda hamile olup olmadığınızı hemen öğrenmenizde fayda var.Hamilelik istenmiyorsa çözüme en erken zamanda başlamalısınız.Beklenen hamilelik sözkonusu ise embriyonun en hassas olduğu ilk üç ay boyunca alınması gereken önlemler vardır; Mevcut bir hastalığınız varsa,bu hastalığın hamileliği tehlikeye atıp atmayacağı belirlenmelidir. Doktor oranların normal olup olmadığını anlamak için hormon ölçümü yapabilir. Bebeğin bütün organları ilk iki ay içinde biçimlendiği için hamilelikten şüphelendiğiniz andan itibaren; Hamilelik belirtileri ve hamilelik testleri Belirsizlikler insanı her zaman bunaltır.Acaba hamile miyim, yoksa değil miyim?Sorunun cevabını öğrenmenin çeşitli yolları vardır;
HAMİLELİK BELİRTİLERİ HAMİLELİK TESTLERİ H.C.G. TESTİ: H.C.G. yumurta tarafından salgılanan bir hormondur.İdrar veya kan tahlilinde bu hormon varsa hamilelik başlamış demektir.Kan tahlili daha kesin sonuç verir.Doktor tarafından yada laboratuvarlarda yapılır. KENDİ KENDİNİZE YAPABİLECEĞİNİZ TESTLER: Eczanelerde satılan testlerdir.Çeşitli markalarda bulabilirsiniz,hepsinin içinde kullanma talimatı yazılıdır. Dikkat edilecek konu ,eğer sonuç olumsuzsa hamileliğiniz kesin olarak elenmiş sayılmaz.Mesela test erken yapılmışsa yeni bir hamilelik söz konusu olabilir. Bu durumda bir hafta sonra tekrar bir test yaptırmalısınız.Sonuç yine olumsuz olursa ve adet gecikmeniz uzuyorsa doktora başvurun. |
|
Yaşam veren iki özel hücre; ovül ve spermatazoidin öyküsü farklı bedenlerde başlar. |
|
DOĞUM ÖNCESİ YAŞAMDA BEBEĞİN AY AY GELİŞİMİ İLK AY * İlk ayın sonunda boyu 5 mm.’ye ulaşır. * 20. günden itibaren ilkel bir kalp oluşur;kalp atar, dolaşım başlar. * Göz ve kulakların yeri hafif koyulaşmalarla belirlidir. İKİNCİ AY * Kalp,mide ve bağırsak kesin şeklini alır. * Gözler çok iridir, henüz gözkapağı yoktur, alın bombeli, burun yassı, ağız kocamandır, dudaklar belli belirsiz ortaya çıkar, süt dişlerinin başlangıcı dişetlerinde belirir. * Solunum organı gelişir fakat etkin değildir. * Kol ve bacakları ayırdedebiliriz. * İlk iki ayda embriyon bütün organların temelini atmıştır,sonraki yedi ay boyunca eksiklerini tamamlayacaktır. ÜÇÜNCÜ AY * Üçüncü ayın sonunda boyu 10 cm. ağırlığı 45 gr. dır. * Cinsel organlar farklılaşır.Ses telleri oluşur ancak işlemez. * Gözkapakları oluşur ve göz küresini tamamen örter.Kulaklar iki küçük yarığa benzer. * Üst dudak ve gözlerin üzerinde ilk tüyler belirir. * Cenin kol ve bacaklarını hareket ettirir,parmaklarını sıkar,başını çevirir,ağzını açar yutkunur ancak bunları anne adayı henüz hissedemez. DÖRDÜNCÜ AY * Boyu 18 cm. ağırlığı 225 gr. dır. * Kalp, yetişkin insanın kalbinden iki kat hızlı atar. * Karaciğer,mide safra kesesi ve böbrek çalışmaya başlar. * Başta ilk saçlar çıkar. BEŞİNCİ AY * Boyu 25 cm. ağırlığı 500 gr. dır. * Anne adayı artık bebeğinin hareketini hisseder. * Deri hala buruşuktur. * Parmakların ucunda tırnakları vardır. * Cenin kendisini çevreleyen amniotik sıvıyı emerek yutma hareketine hazırlanır. ALTINCI AY * Boyu 31 cm. ağırlığı 1000gr. dır. * Ceninin hareketleri daha sık ve kuvvetlidir. * Beyin gelişmeye devam eder. * Uyur ve uyanır.Dışarıdan bir etkiyle uyandırmak zordur. YEDİNCİ AY * Boyu 40cm. ağırlığı 1700gr. dır. * Cenin dışarıdan sesleri duyabilir.( Belirli bir müziği sürekli dinlerse, doğumdan sonra da bunu hatırlayabilir.) * Eğer doğarsa yaşama şansı vardır. SEKİZİNCİ AY * Boyu 45cm. ağırlığı 2400gr. dır. * Mide, bağırsak ve böbrek tam olarak çalışır,diğer organlar tamamlanmak üzeredir. * Kalp dakikada 120-140 gibi yüksek hızla atar,daimi görünüşüne sahiptir.Ancak dolaşım tam anlamıyla gerçekleşmez, çünkü; cenin kanı oksijeni akciğerden değil, göbek bağından alır. * Cenin güzelleşir; kırışıklar kaybolur, hatlar yuvarlaklaşır, deri pembeleşir. * Sekizinci ayda cenin doğum için daimi pozisyonunu alır;genellikle baş aşağı durur,yani doğumda önce baş gelir.(Bazı durumlarda tam tersi pozisyonda yada enlemesine duruş görülür ki sezaryen gerektirir.) DOKUZUNCU AY * Ortalama boyu 50cm. ağırlığı 3000-3300gr. dır. * Doğuma 15-20 gün kala ceninin yeri daraldığı için hareketleri azalabilir. * Kafatası tam olarak kemikleşmemiştir;biri alnın üzerinde diğeri geride olmak üzere iki bıngıldak vardır.Bıngıldaklar doğumdan birkaç ay sonra kapanır. * Cenin; kol ve bacakları karnının üzerine kıvrılmış, baş aşağı pozisyonda doğmaya hazırdır. |
|
Annelik kavramı hepimiz için çok derin anlamlarla yüklüdür.Aklımıza hemen kendi annemiz , ona duyduğumuz sevgi,saygı, hayranlık ve minnet duyguları gelir.Gerçekten de her anne sadece yeni bir canlı dünyaya getirdiği için bile bütün olumlu sıfatları hak eder ve böyle bir güzelliği yaşamak her kadının hayalidir.
İLK ÖĞRENDİĞİNİZDE Uzun zamandır kurduğunuz düş sonunda gerçekleşti.İçinizde yavaş ve sessizce başlayan yaşam, sizi hayata daha çok bağlayacak, yeni hayallere ,heyecanlara sürükleyecek.Sevdiğiniz erkekten bir çocuk sahibi olmak hem ona hem kendinize verebileceğiniz en güzel armağandır. Ancak anne adayının çeşitli endişeleri de vardır.Vücudu değişmeye başlayacaktır,artık eskisi gibi hareket edemeyeceğini,şık ve zarif olamayacağını hatta eşinin kendisini daha az beğeneceğini düşünür. Bilmediği bu yolculuktan, bebeğine iyi bakamamaktan ve doğumdan korkar.Bebeğinin sağlığını,cinsiyetini, kime benzeyeceğini ve bebekli bir yaşamın nasıl olacağını merak eder.Mesleğime devam edebilecek miyim? günlük yaşam nasıl olacak?v.b. pek çok soru ilk anda aklını karıştırır. Bizim size tavsiyemiz,endişelerinizi mutlaka bir yakınınızla (eş,arkadaş,anne,kardeş yada doktorunuz) paylaşın bu sizi rahatlatacaktır. Ve en önemlisi kendinizi yanında rahat hissettiğiniz, güvendiğiniz bir doktor edinin.Aylık kontrollerinizi hatta doğumunuzu aynı doktor yapsın. Eğer bebeğinizi tek başına bekliyorsanız,yani baba adayı yanınızda değilse bazı şeyler daha zor olacaktır. Fakat dostlar,aile ve doktorunuz size gereken desteği verecektir.Dahası küçük bebeğiniz sizi asla yalnız bırakmayacak,doğduktan sonra da en yakın arkadaşınız olacaktır. |
|
İster kadın, ister erkek olalım bir çocuk sahibi olmayı hepimiz isteriz. Bunun için bazen kendimizi hazır hissetmeyi, bazen işimizde kariyer yapmayı, bazen de ekonomik durumumuzu belirli bir seviyeye getirmeyi bekleriz. Gerçektende bir çocuk, hem büyük bir sevinç kaynağı hem de büyük bir sorumluluktur. Eğer kendimizin ve bebeğimizin sağlıklı bir ortamda yaşamasını istiyorsak önemli bazı konuları öngörmemiz gereklidir. Bu konuda kendi yaşadığımız ve yakın çevrede gözlemlediğimiz çeşitli konuları üç başlık altında açıklamaya çalıştık. Umarım yazdıklarımız karar vermenize yardımcı olur. UYGUN EŞ Gülen bir bebek için en önemli koşul anne ve baba arasındaki uyumdur. Bir bebek şüphesiz sevinç kaynağıdır, ancak güçlükleri de çoktur. Bu güçlükleri ancak eşler arasındaki uyumla aşabiliriz. Yeni bir canlı dünyaya getirirken birbirinize çok ihtiyacınız olacak. Örneğin ilk denemenizde olmayabilir, bir sağlık problemi gündeme gelebilir, hamilelik esnasında herhangi bir sebeple bebeği kaybedebilirsiniz veya erken doğum olabilir. Hamilelik döneminde huy değişimine varan değişiklikler yaşayan kadına uyum sağlamak, aynı zamanda babalığa hazırlanmak bir erkek için oldukça kritik dönemlerdir. Kadın için de vücudunda ve psikolojik yapısındaki değişimlerin yanı sıra yeni bir canlının sorumluluğunu almak endişe verici olabilir. İhtiyacınız olan tek şey karşılıklı anlayıştır. Eğer eşinizle aranızda birtakım sorularınız varsa kesinlikle bebeği ertelemenizde yarar var. Çünkü hamilelik dönemi anne ve bebek için çok hassas bir dönemdir. Her ne kadar bebeği istiyor olsanız da eşlerden biri tartışmaların suçunu bebeğe yükleyebilir. Bu gibi olumsuzluklar bebeğe karşı düşmanlık duyguları oluşturur. Toplumumuzda en çok rastlanan durumlardan biri de evliliği ayakta tutmak için bebek yapmaktır. Bu yanlış tutumun sonucu ne yazık ki hayal kırıklığıdır. İstenmeyen bir bebek ne kendini ne de çevresindekileri mutlu edebilir. Aşılamayacak problem yoktur, yeter ki hoşgörülü olup eşimize gereken desteği verebilelim. Her şeye hazırlıklı olmak ve bebeği İKİ KİŞİ BEKLEMEK çok önemlidir. Mutluluk; uygun eş bulmaktan çok, uyumlu eş olmayı becerebilmektir….BİZCE. UYGUN ORTAM Eşimizle uyumlu olmanın yanı sıra uygun ortamda bulunmak da hayatımızı etkiler. Kayınvalide ve kayınpeder gibi aile büyüklerinin etkisini yadsıyamayız. Onları yok saymak ise mümkün değildir. Bilinen önyargıların aksine durumu lehimize çevirebiliriz. Onların tecrübelerinden yararlanmak ve yardımlarını kabul etmek iki taraf içinde sevindiricidir. Ancak hamilelik döneminde kızının (yada gelininin) davranışlarına aşırı tepki veren, sürekli nasihat eden hatta bebeği kendisi doğuracakmış gibi hazırlık yapan anneler vardır. Her şeyin bilgileri dahilinde yapılmasını isterler. Böyle bir ortamda eşler ortak davranış içinde olmalı ve kişilerin sınırları baştan belirlenmelidir. Durum bunun tam tersi de olabilir. Eşler çalışıyordur ve aile büyükleri uzaktadır. Hamilelik dönemindeki olası problemlerde, doğumda ve doğumdan sonraki ilk haftalarda yanınızda size yardım edebilecek bir kişiye ihtiyacınız olacak. Bu kişinin sizi tanıması, doğum ve bebek konusunda tecrübeli olması gerekir. Şimdiden bu kişinin kim olacağını düşünmelisiniz. Günümüzde pek çok kadın çalışma hayatına profesyonel olarak girmiştir ve bu sevindirici bir gelişmedir. Ancak kadın-erkek hepimizin işyerinde sorunları olabiliyor. Gergin ortamda çalışan veya aşırı dikkat gerektiren mesleğe sahip kadınlar hamilelikte sorun yaşayabilirler. Ev-iş arası mesafenin çok olması ve ulaşım zorlukları da problem yaratabilir. Çoğunluk değilse de bazı kadınlar çalışmaya ara vermeyi veya mümkünse başka departmana geçmeyi tercih ediyorlar. İş ortamınızın durumuna göre bir tercih yapmanız gerekebilir. Bir bebek istiyorsunuz, kendinizin ve eşinizin psikolojik olarak hazır olduğunu düşünüyorsunuz, ortam uygun, doğum kontrol yönteminizi de bıraktınız. Moralinizi bozmak istemeyiz ama hemen bebeğinizin olacağını düşünmeyin. Evet, bu bir engelli koşudur! Sırada vücudunuzun uygun olup olmadığı var. Herşey yolunda ise, bir spermin ovülü dölleme şansı sadece %30 dur. Bu oranı düşüren büyük veya küçük pek çok problem gündeme gelebilir. Ama bu konuda öyle büyük gelişmeler var ki çocuk sahibi olamamak mümkün değil. Bu problemler birkaç kutu ilaç tedavisinden,tüp bebeğe kadar uzanan bir yelpazede yer alırlar. Eğer sorun ciddi ise yani doğal yolla bebek sahibi olunamıyorsa ne yapmalı? Bu dünyanın sonu mudur? Kesinlikle hayır! Tıp bu sorunu çoktan çözdü. Bizim yapmamız gereken birbirimizi kırmadan, suçlamadan sorunu kafamızda çözmektir. Bu bir sağlık meselesidir_tıpkı grip olmak gibi_ama asla gurur meselesi değildir. Vücudumuz bebek yapmaya müsait ise düşünmemiz gereken diğer konuda, bu yeni canlıya karşı sorumluluğumuzdur. Akraba evliliği yapmış veya kalıtımsal bazı hastalıklara sahip çiftler bu konuda uzman kişilere danıştıktan sonra bir kere daha düşünmek zorundadır. Anne adayının yaşı, hamileliği ve bebek sağlığını etkileyebilir. 40 yaş ve sonrasında kazanılan hamilelikler diğerlerine oranla daha fazla risk altındadır. Yaş, hem anne adayını (varis, hemoroid gibi) hem de bebeği (oluşum bozuklukları, düşük, erken doğum gibi) olumsuz etkiler. |
|
|
|
Recent PostsArchivesTag Cloud |
|
![]() |
|





