4 Aylık Bebek Gelişimi

Her gün biraz daha büyüyen bebeğiniz artık “yeni doğan” sınıfını geçmiş sayılır. Fiziksel gelişimi de hızla devam etmektedir. Kafasının arkasındaki yumuşak nokta kaybolmuştur, ön taraftakinin tamamen kaybolması ise bazı durumlarda 18 ayı bulabilir. Saç rengi ve şekli de muhtemelen değişmeye başlamıştır. Siz belki fark etmeseniz de geçen birkaç hafta boyunca bebeğin doğumdaki saçları dökülmeye ve yerine yeni ve kalıcı saçlar çıkmaya başlamıştır. Bu süreç birkaç ay daha devam eder. Bu yazının devamını okuyun »

 
Prematüre Bebek
Prematüre Bebek

Vaktinden önce doğan bebekler için ne gibi özel bir bakım gerekmektedir?

Vaktinden önce doğan bebeklerin, gerekli imkanların mevcut olduğu hastanelerde bakıma alınmaları en iyi yoldur. Bir kuvöz veya ısıtılan çocuk karyolası gerekli olabilir. Özel formüllerin hazýrlanması gerekebilir ve bu gibi bebeklere gıda tüp veya damlalık ile verilmesi gerekli olabilir.


Prematüre (vaktinden önce doğan) bebeklerin anlamı nedir?

Genellikle normal süresinden (dokuz ay) önce doğan bir bebeğe vaktinden önce doğmuş nazarıyle bakılmaktadır. Her vakada gebeliğin uzunluk süresi tayin edilemediğinden, 2,5 kilodan az ağırlıkta doğan bütün bebeklere vaktinden önce doğmuş nazariyle bakılmaktadır.

Vaktinden önce doğan bebeklerde normal sürede doðan bebeklerden daha fazla kusurlarý olma eğilimi var mıdır?

Evet. Ancak, bunların büyük çoðunluðunun yapıları normal olmaktadır.

Vaktinden önce doğan bir çocuk hastaneden ne vakit ayrılabilir?

Çocuk sağlıklı bir duruma geldiğinde ve tercihen 2000 gr ulaşıldığında hastaneden evine getirilebilinir.


Vaktinden önce doğan bir çocuğun yaşama şansı nedir?

Bebek ne kadar küçükse ve ne kadar az gelişmişse yaşama þansı o ölçüde azdır. Ancak, günümüzde vaktinden önce doğan bebeklerin kurtarılma oranı durmadan artmaktadır. Eğer kalplerinde, beyinlerinde veya ciğerlerinde sakatlıkları yoksa, 2 ila 2,5 kilo ağırlığında vaktinden önce doğan
bebeklerin yaşatılma şansı % 75 ve hatta bunun da üstünde bir orandır. 1350 ile 1800 gram
ağırlığıında doğanların ise yaþatýlma þansý % 50′yi geçmemektedir. 1350 gramýn altýnda doðan bebeklerin
yaþatýlma þansý ise çok daha düþük olmaktadýr.

900 ile 1350 gram arasýnda doğan bebeklerin yaşatılma şansı nedir?
Bunların þansı düşüktür ve % 30 ile 40 arasýndakiler yaşatılabilmektedir.

900 gramın altýnda doðan bir bebeðin yaþama þansý var mýdýr?
Yok gibidir. Bu ağırlıkta doğan bir bebeðin yaşatılma şansı % 5′i aşmamaktadır.

Gebelik süresinin uzunluðunun bebeðin yaþama þansý ile bir iliþkisi var mýdýr?

Evet. Gebelik hali ne kadar uzun sürmüþse bebeðin yaþama þansý o oranda artmaktadýr.

Eğer bir bebek bütün gebelik süresi içinde anne rahminde kalmıþsa ancak doðduðu zaman vaktinden önce doðmuþ bir bebek ağırlığında ise, bu bebeðin vaktinden önce doðmuþ bir bebekten daha fazla
yaşama þansı olacak mıdır?

Evet.

Her vaktinden önce doðan bebeðe oksijen verilmekte midir?

Hayýr. Ancak yeni, vaktinden önce doðan bebeðin nefes almasý için gerekli ise, oksijen verilmektedir; o da özel tecrit halinde ve yalnýz birkaç gün süre için. Yeni doðan bebeðe fazla oksijen verilmesinin gözlerine ve akciðerlerine zararlý olabileceði görülmüþtür.

Yeni doðan bir bebek ne kadar süre kuvözde tutulmaktadýr?

Fazla oksijen ve ýsýya ihtiyaç duyduðu sürece.

Erken doðan bir bebek hastaneden eve veya evden hastaneye nakledilebilir mi?

Evet. Taþýnabilir kuvözleri bulunan özel ambulanslar vardýr. Bunlar taþýndýklarý zaman erken doðan bebeklere gerekli oksijen ve ýsýyý temin etmektedirler.

Her hastanede erken doðan bir bebeðin bakýmý temin edilebilir mi?

Daha büyük olan erken doðan çocuklara her hastanede gerekli bakým temin edilebilir.Ancak, çok küçük olanlarýn özel vaktinden önce doðan çocuk hastanelerine getirilmeleri gerekmektedir.

Vaktinden önce doðan bir bebeðe doðumdan sonra besin verilmekte midir?
Hayır. Bir gün veya daha fazla bir sürenin geçmesi tavsiye edilmektedir.

Vaktinden önce doðmuþ bir bebek memeden süt emebilir mi?

Daha büyük olanlarý emebilir. Ama çok küçük olanlar ememez. Güçlü bir þekilde emme ve yutma refleksinin geliþmesi gerekir.

Çok küçük olan erken doðmuþ bebekler nasýl beslenir?

Bebeðin burnundan yutaðý yoluyla midesine bir polyetilen tüp sokulur. Sonra bu tüp yoluyla bebeðe çok az miktarlarda besin verilir.

Bu besleme tüpü günlerce yerinde býrakýlabilir mi?
Evet.

Bu tüp ne kadar zaman yerinde býrakýlabilir?

Bebeðin meme aðýzdan emzirebilinmesine kadar. Bu bir gün veya birkaç hafta sürebilir.

Bu tüp uzun süre yerinde kalýrsa bebeðe zararlý olabilir mi?

Hayýr.

Bebeðe ne miktarda besin verilir?

En baþýnda bir defada yarým çay kaşığı (2 cc.). Bu besinler her saat veya iki saatte bir
verilebilir. Bebeðin toleras ve kilo almasýna göre bu miktarlar azar azar artýrılır.

Erken doğan bebeðin süt dışında besine ihtiyaçları olur mu? low cost synthroid

Evet. Annenin rahminde son bir veya iki ay gelişmesinde gerekli demir ve vitamin gıdalarını normal olarak alamamıþ olacağýndan, erken doðmuþ bebeklere fazla vitamin ve demir damlalarý sütle birlikte verilmesi gerekebilecektir. Bazý hallerde erken doðmuþ bebeðin besinine ufak miktarlarda kalsiyum da ilave edilmektedir.

Erken doğan bebekler anemik olma eğilimini göstermekte midirler?

Evet ve birkaç gün veya birkaç hafta böyle kalabilecektir.

Erken doðan bebeklere baþka ne gibi tedavi metotlarý tatbik edilmektedir?

Bazý bebekler mide tüpünden gerekli besini alamadýklarýndan bunlara fazla gýda damar yolundan
verilmektedir.

Erken doðmuş bebeklere kan nakilleri yapýlmasý gerekli olmakta mıdır?

Çok nadir hallerde evet. Hemoglobin oraný çok düþükse, kan nakli yapýlmasý gerekli olabilecektir. Erken doðmuþ bebeklerin büyük çoðunluðu besinlerine ilave edilen demire gayet iyi cevap vermektedirler.

Erken doðmuþ bebeklere antibiyotik ilaçlar verilir mi? mestinon

Evet. Bazý hastanelerde enfeksiyonlara çok meyilli olan erken doğmuþ bebeklere, bu enfeksiyonlarý önlemek için antibiyotikler verilmektedir.

Erken doðan bebeklere banyo ve buna benzer bakım yaplmakta mıdır?

Genellikle erken doðmuþ bebeklerin fazla dokunulmamasý ve ellenmemesi gerekli olmaktadýr.
Özellikle derilerine çok dikkat edilmelidir.

Erken doğan bebeklerin göz ve kulaklarýnýn özel bakýma ihtiyaçları var mıdır?

Hastanede kaldýklarý sürece her gün göz ve göz bakýmý olur. Bir bozukluk olup olmadýðýný tespit
edebilmek için gözleri haftada bir muayeneden geçirilmelidir.

Erken doğma bebeğin, kalbi veya ciğerleri üzerinde etkisi olur mu?

Erken doðma kalpteki kapamasý gereken deliklerin kapanmamasý ve akciðerlerin geliþimine baðlý
kronik akciðer hastalýðý riski vardýr.


Vaktinden önce doðum, ilerde bebeðin akli gelişmesi üzerinde tesirli olacak mıdır?

Eðer doðumda ya da beyin uzun süre oksijensiz kalmamasý düþük kan þekeri sorunu yaþamamýþsa bebekte organik bir sakatlýk bulunmuyorsa, iyi bir bakým sayesinde, bebeðin hastaneden çýkmasýndan
sonra normal olarak geliþmemesi için bir neden yoktur. Bazý hallerde erken doðan bebek ilk geliþme çaðlarýnda geliþmesinde bir yavaþlýk gösterebilecek, ancak bir yaþýný doldurunca bu geri kalmayý çabukça kapatacaktýr.

Kaynak:
Özel Eskiþehir Sakarya Hastanesi

 
Göbek Bağı Düşene Kadar Dikkat Edilmesi Gerekenler

Göbek Bağı Düşene Kadar Dikkat Edilmesi Gerekenler


Göbek bağı temiz tutulmalıdır: Taze göbek bağı yeni doğan bebek için en önemli enfeksiyon giriş yerlerinden biridir. En az günde bir kez olmak üzere tercihen her bez değişimi sonrasında göbek bakımı yapılmalıdır.

Göbek bağı kuru tutulmalıdır: Göbeğin hava ile temas etmesi durumunda göbek bağı kendiliğinden kuruyacaktır. Annelerin en merak ettiği konulardan biri bebeğin göbek düşme süresince banyo yaptırıp yaptıramayacaklarıdır. Bu konuda da farklı görüşler olmasına rağmen göbeğin düşmesine kadar geçecek 2-3 hafta içinde bebeğin temiz tutulmaması enfeksiyon riskini de beraberinde getireceğinden, uzun ve küvet banyolarının yerine sünger ile duş şeklinde kısa banyolar yararlı olacaktır. Banyo sonrasında göbek bağı temiz bir bez yardımıyla hızla kurulanmalı gerekirse saç kurutma makinesinin en düşük ayarı ile kurutulmalıdır. Bebek bezinin sık aralıklarla değiştirilmesi böylece ıslak ve nemli bezin uzun süre göbek bağıyla temasını engelleyecektir. Bezin ön kısmının göbek bağı dışarıda kalacak şekilde katlanması da uygun olacaktır.

Göbek bağının kendi kendine düşmesine izin verin: Göbek bağı vakti geldiğinde kendiliğinden ayrılacaktır. Ayrılma sırasında az miktarda kanama olabilir ama günler içinde devam eden ısrarlı kanama durumunda hızla doktorunuza başvurmanız uygun olacaktır.
Göbek bağının erken düşmesi enfeksiyonlar ve kanama açısından riskli olduğu gibi bir ay geçmesine rağmen hala göbeği düşmeyen bebeklerde anatomik bozukluk ya da immünolojik bozukluk olabilir.

Göbek Bağı Düşmeyen Bebeklere Banyo Yaptırırken…

Bebeklere her gün banyo yaptırılabilir ancak ilk birkaç ay haftada 2-3 kez banyo yaptırılması yeterli olur. Özellikle yüz, saçlı deri, göbek bağı, eller ve bez bölgesinin temizliği önemlidir.
Göbek bağı düşmeden önce duş şeklinde ya da süngerle yumuşak bir şekilde ovalayarak, göbek düştükten sonra ise küvet içinde banyo yaptırılabilir.

Banyo esnasında önce gövde bebe şampuanı ya da sabunu ile yıkanıp durulanmalı. Bebeğin kafası hafif geri yatırılarak saçlı deri göz yakmayan şampuanı ile yıkandıktan sonra yüz temizliği yapılmalıdır. Göbek bağı temiz pamuk ile kurulanıp göbek bağı, doktorunuzun söylediği gibi temizlenmelidir.

Göbek Bağı Erken Düştüğü Durumlarda

Bazen göbek bağının yeterince kurumadan düşmesinden sonra granülom olarak adlandırılan göbek deliği bölgesinde pembe renkte yumuşak bir kitle görülebilir. Granülom belirtileri aşağıdaki gibidir:

• Göbek düşmesine rağmen göbek deliğinden açık sarı renkte, kıvamlı bir akıntının olması,
• Bebeğin iç çamaşırının sürekli bu salgı ile kirlenmesi.

Bu Durumlarda Doktorunuza Başvurun!

• Kanamanın devam etmesi,
• Göbek güdüğü etrafında kızarıklık ve şişlik,
• Göbek bağından sarı-yeşil akıntı ve pis koku gelmesi.

İstanbul Hizmet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü

 
Bebek Büyütürken Yapılan 20 Hata!

Bebek Büyütürken Yapılan 20 Hata!

——————————————————————————–

Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ve birer şehir efsanesinden ibaret ‘geleneksel hataları’ sıraladı..

1- EYVAH SÜTÜM YETMİYOR, MAMA VERMELİYİM: Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalma ihtimali. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir ve onun tavsiyesi gereğince mama takviyesine başlanabilir.

2- ŞEKERLİ SU SARILIĞA İYİ GELİR: İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.

3- ÇOCUĞUM İKİ YAŞINA GELDİ ARTIK BEZİ BIRAKMALI: İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ancak çocuk bu konuda asla zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitime tabi tutulmamalı.

4- DONDURMA HASTA EDER: Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmeli.

5- GÜRBÜZ ÇOCUK SAĞLIKLI OLUR: Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın.

6- ÇOCUK SICAK HAVAYI SEVER: Çocuklar, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmeli. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemeli.

7- FAZLA HAREKET EDERSE TERLER HASTA OLUR: Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak çok yanlış bir yaklaşım. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, spora (yüzme, basketbol vb) yönlendirin.

8- ŞAŞILIK BÜYÜYÜNCE GEÇER: Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalı. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmeli.

9- USLU DURDU HAMBURGERİ HAKKETTİ: Çocuklar mutlak suretle sağlığı ciddi şekilde tehdit eden fast food gıdalardan uzak tutulmalı! Bu ödüllendirme şekli yerine başka yöntemler seçilmeli; sinema ya da tiyatro ya götürmek gibi…

10- AĞLADI HEMEN KUCAĞIMA ALAYIM: Bebeği avutmanın birçok yolu var; her ağladığında hemen kucağa almak çözüm değil. Ağladığında yanına yaklaşıp onunla konuşmak, ten temasında bulunmak, ona şarkı ya da ninni söylemek ve karnını okşamak bebeği avutabilir. Ancak sırf kucağa alışmasın diye çocuğu hiç kucağa almamak da kendini güvende hissetmemesine ve mutsuz olmasına yol açar. Bu denge iyi kurulmalı.

11- DAHA ÇOK KÜÇÜK YALNIZ YATARSA KORKAR: Genellikle 6 aydan sonra bebeğin odasının ayrı olması uzmanlarca önerilir. Bu sınır en fazla 2 yaşa kadar uzatılabilir.

12- BÜYÜKBABAN UZAĞA GİTTİ GERİ GELECEK: Çocuklara ölümü anlatmak zordur. Ancak ölen kişinin geri döneceği söylenmemeli, çocuk boş bir beklentiye sokulmamalı. Ölen kişinin bir daha dönmeyeceği, cennete gittiği ve orada mutlu olduğu söylenmeli.

13- ÇOK GAZ YAPIYOR FAZLA SÜT İÇMESİN: Çocuklarda 1 yaşından önce inek sütü kullanılmamalı. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelir. Sütün içinde bulunan laktaz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktazsız sütlerde bulunabiliyor. Gaz sorunu olan çocuklara bu tip sütleri içirilebilir; ancak çözüm kesinlikle süt vermemek olmamalı!

14- AYAKTA SALLAYINCA HEMEN UYKUYA DALIYOR: Çocuğu sallayarak uyutmak tıbben önerilmiyor. Ancak halk arasında ‘ayakta sallama’ en çok kullanılan yöntem. Çocuk; hafif tarzda ve sarsmayacak şekilde sallanırsa tahribatlara yol açmaz.

15- FAZLA BANYO YAPARSA ÜŞÜTÜR: Çocuklar banyo yapmaktan hasta olmaz. Yazın her gün, kışın ise hafta üç kez banyo yapılması önerilir.

16- SIFIRA VURDURURSAK SAÇLARI GÜRLEŞİR: Bu inanışın tıbben hiçbir geçerliliği yoktur!

17- PUDRA İSİLİĞE İYİ GELİR: Pudranın isiliğe iyi geldiği yanlış bir düşünce değildir. Ancak toz pudralar yerine sulu pudralar seçilmeli. İsiliğin en iyi tedavi şekli ise çocuğu sık sık yıkamaktır.

18- BOL BOL GÜNEŞLENİRSE KEMİKLERİ GÜÇLENİR: ‘Çok fazla güneşe maruz kalmak kemikleri güçlendirir’ mantığı tam olarak doğru değil. Zararlı ışınlarından etkilenmemek için güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde çocuğunuzu güneşe çıkarmayın. Güneşe çıkarken de mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş losyonları ve kremleri sürün.

19- BİBERON VE EMZİĞİ ÇOK SEVİYOR: Biberon ve emzik hiçbir çocuğa önerilmiyor. Biberon; bebekte ‘meme başı şaşkınlığı’na yol açıyor ve anne göğsünden soğutuyor. Mamayla beslenmek zorunda kalan bebeklerde, biberon en geç 2 yaşında bırakılmalı. Emzik de, damak yapısını bozabiliyor ve çocuğun enfeksiyon kapmasına yol açabiliyor.

20- FİTİL VEREYİM RAHATLASIN: Çok zorda kalmadan ve doktor tavsiyesi olmadan ne fitil ne de ilaç kullanılmalı. micardis

 
Eviniz çocuklar için emniyetli mi?

Eviniz çocuklar için emniyetli mi? indocin colchicine indomethacin


ABD’de yapılan bir çalışmada eve kazalarının % 79′unda anne-baba ve çocuk ayrı odalardayken meydana geldiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar soruyor eviniz çocuklar için emniyetli mi?

VKV Amerikan Hastanesi Uzm. Dr. Önder Çerezci Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Klinik Şefi çocukları ev kazalarından korumak için önemli tavsiyelerde bulunuyor. İşte o tavsiyeler

İnsanlar doğumdan, erken yetişkin dönemine kadar geçen süre boyunca genel vücut hacmi çeşitli değişikliklerine uğrarlar. Dolayısıyla bu büyümenin değerlendirilmesinde kullanılan başlıca ölçekler vardır:

1. Vücut boyutları:
a)Vücut ağırlıkları ve ağırlık artış hızı,
b)Boy uzunluğu ve boy uzama hızı,
c)Baş çevresi ve baş çevresinde artma hızı,
d)Vücut bölümlerinin birbirlerine oranları,

2. Kuvvet,
3. Beceri,
4. Diğer fiziksel ve psikolojik değişkenler.

Ortalama olarak insanlar 3.5 kg civarında ve 50 cm kadar doğarlar. Gövde bu uzunluğun % 70′ni oluşturmaktadır. Bunu izleyen 20-10′luk sırada boy 3-4 kat artarken, ağırlık ortalama 20 katına kadar çıkar.

Büyüme, gelişme sırasınca belirli bir sıra izlenir. Örn: Vücut kısımlarının büyümesinde başlangıçta en hızlı büyüyen bölüm baştır. İlk 6 aydan sonra göğüs çevresi hızla artar 9 ile 12 aydan sonra kol ve bacakların uzama hızı ön plana geçer. Ergenlik döneminde ise büyüme hızı daha çok ayak ve bacak uzunluğunda artış şeklinde gözlenir. Bunu kalçaların enine büyümesi ve daha sonra göğsün ön-arka çapının artması, omuzların genişlemesi ve gövde uzunluklarının artması şeklinde izler. Yiyeceklerinden, kullandığı araçlara kadar, birçok araç-gereç duruş açısından önem kazanır.

Erkek çocuklar genel olarak 2 yaşa kadar daha hızlı büyürler. Daha sonra artarak 14 yaş civarında en yüksek düzeye ulaşır ve sonra tekrar yavaşlar. Son boyun uzunluğuna 20′li yılların başlangıç ve ortalarında ulaşılmış olur. Dolayısıyla bazı erkek çocuklarda 14-15 yaş görüntüsü büyümelerini tamamlamış görüntülerine yakın iken, bir diğer grupta ise güçlü bir büyüme fazına başlangıç bu yaşlardan itibaren olmaktadır.

Kız çocuklarında puberte büyüme sıçraması 9 yaş civarında başlar. 12 yaş civarında en hızlı evreye ulaşır. Tam erişkin dönem 16 yaş civarında tamamlanır. 10 ve 12 yaşlarda aynı yaştaki erkek çocuğundan daha uzundur. Bu değişiklikler ülke, coğrafya, sosyal ve kültürel özelliklere göre de önemli farklılıklar göstermektedir. Bugün batı dünyasında birçok ülkelerin çocukları daha iyi beslenmekte, daha iyi hijyen koşullarında büyümekte, hastalıklardan daha iyi korunmakta, daha iyi tıbbi yardım görmekte, daha iyi eğitim görmüş anne-babalar tarafından yetiştirilmekte ve yıllar öncesinin çocuğuna rağmen çok daha uygun bir fizik ortamında yetişmekte. Büyüme ve gelişim potansiyellerini geliştirme olanağı bulmaktadırlar.

Ülkemiz çocukları yaşa göre büyüme eğrileri 13-14 yaşlarına kadar batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde beyaz ve çocukları için verilmiş eğrilere hemen hemen eşittir.

Sonuç olarak tasarımlar kız ve erkek çocuk boyutlarının değişimlerindeki farklılıklar göz önüne alınarak yerine getirilmelidir. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki birçok çocuk kazalarından ergonomik yetersizliklerin önemli bir rolü vardır. Ancak çoğu çocuk kazası bu açıdan ciddi bir değerlendirmeye alınmamakta, ayrıntılı bir kaza analizi yapılmamaktadır. Günümüzde bu tip kaza analizleri önemli ergonomik çalışmalar arasındadır.

Burada yapılan bir çalışma detayından bahsetmek istiyorum.

ABD’de yapılan bir çalışmada telefonla yardım için bildirilen 86 zehirlenme olayı üzerine bir çalışma yapılmış. Kazaya uğrayan çocuğa ürün, çevre ve iş açısından değerlendirme yapılmış. Kurmanların hepsi 5 yaşın altında bulunmuş ve şu ip uçlarına ulaşılmıştır.

1. Vakaların % 79′unda anne-baba ve çocuk ayrı odalardayken kaza oluşmuştur,
2. Vakaların % 93′ünde kaza çocuğun kendi evinde meydana gelmiştir,
3. Vakaların % 89′unda çocuklar yakından ilgilenilmeye gerek duyulmayan TV izleme gibi bir etkinlik içindedirler,
4. Vakaların % 36’sında çocuk anne-baba farkına varmadan oda değiştirmiştir,
5. Vakaların % 87’sinde anne-baba rutin bir işle uğraşmaktadır,
6. Vakaların % 59′unda zehirlenmeye yol açan madde kullanılmakta veya açıkta bırakılmış durumdadır. Vakaların % 28′inde normal yerindedir.
7. Vakaların % 31′inde çocuğun maddeyi ulaşmasını engelleyen bir engel yoktur. %36’sında tek engel masa veya tezgah yüksekliğidir. Vakaların % 57’sinde madde güvenli kapaklı kapların içindedir.

Tüketici güvenlik kurulu 5 yaş altındaki çocukların % 85′inin kapağı 5 dk. açamaması gerektiğini yine de %80′inde ise uygun açma tekniğinin gösterilmesine rağmen 10 dk. içerisinde kapağı açamaması gerektiği koyu olarak belirlenmektedir.

Hiçbir güvenlik önlemi anne-baba dikkatini tam olarak alamasa da düşme, çarpma, takılma, sıkışma kazalarında ergonomik yetersizlikler büyük önem kazanmaktadır. Oyun çocuk kişiliğinin gelişmesinde önemlidir. Çocuğun çevreye olan uyumu oyunla gerçekleşir. Oyunun yerleri çeşitli şekillerde biçimlenebilir ve değişiklikler olmalıdır. Bu yerler çocuğun gereksinimlerine göre ayarlanmalıdır.

TSE’nin oyuncak güvenliği açısından koyduğu standartlar vardır:

1. Tutuşma ve parlama,
2. Kimya ile ilgili faaliyetler için deney testleri,
3. Deney testlerinin dışındaki kimyasal oyuncaklar,
4. Yaş uyarı etiketlenmesi için grafiksel semboller.

Oyun alanları trafik emniyetli, dumansız, yeteri kadar güneşli, su seviyesinin yüksek olmadığı alanlar yapılmalıdır. Yerleşim yerlerindeki oyun alanları konut ve diğer mahallelerle bağlantılı olmalı, çevreye göre değil, ulaşım sistemine göre planlanmalıdır. Cadde, taşıt, park yeri, tren yolu, devlet su kanalları gibi tehlikeli bölgelerin yakınında oyun yerlerinin çevresi en az 1 metre yükseklikte çit duvarla örtülmelidir.

KREŞLER:
Okul öncesi ve okul yaşındaki çocukların sürekli gittiği Pedogolojik tesislerdir. Bölümler yaş gruplarına göre düzenlenir. Kreşlerin bulundukları yerler.

Konutlara yakın ve trafikten uzak olmalıdır. Kreşlerde her bir çocuk için 2-3 m2 alan tasarlanmalıdır. Emme, emekleme çağında ve yürümeye başlayan çocuklara özel alanlar tasarlanmalıdır. Kundaklama masası, emekleme kasası, dolaplar, oyuncak rafları, çocuk masaları, çocuk sandalyeleri için alanlar ayrılmalı, bunlar çocuğun büyüme ve gelişme devrine göre çocukları kısıtlamayacak ve gelişmelerini olumsuz etkilemeyecek şekilde tasarlanmalıdır. Ana okullarında her bir çocuk için yaklaşık 1.5-3 m2 alan gereklidir. Her bir oda da 11 çocuk için planlanmalıdır. Dolaplar oyuncak rafları, çocuk masaları-sandalyeler, yazı tahtası ayrıca alana konmalıdır.

Ev bir barınaktan çok çocukların güvenli olarak yetiştirilebileceği bir yer olmalıdır. Buralarda aile yaşamlarını sürdürürler ve beraber büyürler. Aile içi bağlı oluşum da kuvvetlenir. Sosyalleşme, kültürel ve zihinsel uyarılma da evlerde olmaktadır. Evde ergonomik yetersizlikler aile bireylerinin sağlığını yakından ilgilendirir. Ev düzeni ile ilgili çalışmalar, ev yerleşim ve kullanımında ülkeler arasında farklılıklar olmakla birlikte, temel esaslar da geniş bir yaklaşım birliği oluşturduğu görülmektedir. Bunların çoğu çağlar boyu deneme-yanılma yöntemleriyle varılmış pratik sonuçlardır.

EV GÜVENLİĞİ:
Günümüzde evlerde yüksek kaza potansiyeline sahip birçok araç ve gereç konumu bulunmaktadır. Evlerde kimyasallar, cilalar, deterjanlar ve ilaçlar bulunmakta, bunlar hatalı kullanım halinde önemli tehlikeler yaratabilmektedir. Evde kaza nedeniyle ölümlerin başlıca nedenleri: Düşme, zehirlenme, yangın ve boğulmadır. 5 yaşın altındaki çocuklar ve 65 yaşın üzerindeki yaşlılar en çok etkilenenlerdir. Evde bulunan araçların hatalı tasarımları ve hatalı kullanımları da tehlikeli olabilir.

Ev kazalarında en çok etkili olan araçlar:

1. Dönen motorlu araçlar,
2. Isıtıcılar,
3. Kurutucular,
4. Çim kesme araçları,
5. Ocaklar,
6. Cam kapılar,
7. Elektrik panoları,
8. Kablolar

Ev kazaları açısından en tehlikeli yerlerden bir tanesi de merdivenlerdir. 1995 yılında İngiltere’de yapılan çalışmalarda 2.5 milyon yaralanma ve 4 bin ölümün ev kazaları nedeniyle oluştuğu belirtilmektedir. Bu yaralanmaların 230 bin ve ölümlerin 497′i merdivenden düşme sonucu meydana gelmiştir. Evlerde özellikle mutfak ve banyo önemli iki mekandır. Çünkü tüm ev halkı tarafından kullanılır. Ayrıca, kazaların riski bu iki mekanda çok yüksektir. Mutfaklarda ocak yakınlarında ısıya dayanıklı tezgah kullanımı, çalışma alanında gölge düşürmeyecek şekilde aydınlatma sistemleri, fırınlar, duvara monte edilmişse mutfak tezgahıyla aynı seviyede olması sağlanmalıdır. Banyoda yerde
kaymayan malzeme kullanılmalı. Yer döşemelerinde büyük siyah ve beyaz fayanslardan kaçınılmalıdır. Çünkü bu tip yer döşemesi derinlik algısı bozulmuş kişilerde problem yaratabilir.

 
bebeğimizin güvenliği

bebeğimizin güvenliği


Ev kazaları ,bebek yaralanma ve ölümlerinde başta gelen nedenlerdir.
Bebekler yeni doğmuş olsalar bile oldukça hareketlidirler ve yakaladıkları her nesneyi ağızlarına götürmek isterler.Ansızın kundak masasından yuvarlanıp düşebilirler veya yatağına düşürülen madeni para , boncuk vs .. materyeli yutabilirler.
Özellikle bebek emeklemeye başladıktan itibaren tehlikeler çok daha fazlalaşmaktadır.Evin içi gerekli önlemler alınmadıkça bebek için tuzaklarla doludur.
Bebeğin hem dünyasını keşfetme ,tanıma merakını engellememek hem istediği yere gitme özgürlüğünü kısıtlamamak ve hemde güvenli olmasını sağlamak için bebek emeklemeye başlamadan önce evde gerekli pratik önlemler mutlaka alınmalıdır.

Bahçe ile ilgili

Bahçe ilaçları bebeklerden uzak tutulmalı ,kilitlenmeli( gübre, böcek ve ot öldürücü ) Çünkü bazıları çok zehirlidir.
Zehirli bitkiler sökülmeli veya bebeğin o tarafa geçişi bir çitle engellenmeli YİYİP ZEHİRLENEBİLİR
Eğer havuz varsa etrafı bebeğin geçemiyeceği şekilde çitle çevrilmeli.
Bahçe alet edavatı etrafta bırakılmayıp bir yere kilitlenmeli.KENDİNİ YARALAYABİLİR.
Su dolu bir kap veya yağmurda kendiliğinden su dolabilecek boş bir kap bahçede bulundurulmamalı.
Bahçe mümkün olduğunca temiz olmalı. Köpek pisliği, kırık cam parçaları ,paslı ,passız çivi vs.. madde bulunmamalıdır. YİYEBİLİR VEYA YUTABİLİR
Bebekler barbekülerden uzak tutulmalı.
Bebekler bahçede gölgede tutulmalı.Açık yerlerinde (kol, yüz) güneş korumalı krem kullanılmalı ve şapka taktırılmalıdır.BEBEKLER GÜNEŞDE ÇOK ÇABUK YANAR

Banyo ile ilgili

Klozete kilit takılmalı.ELİNİ SOKABİLİR ,İÇİNE DÜŞEBİLİR
İlaç dolabı veya ilaçlar, hatta aspirin gibi zararsız görünenler bile erişemeyeceği bir yere konulmalı.(Annenin çantasında olabilecek ilaçlar dahil )
Temizlik malzemeleri yine bebeğin ulaşamayacağı bir yere konulmalı.
Banyoda elektrikli aletler kullanılmamalı.
Musluklara koruyucu taktırmalı veya üstleri havlu ile örtülmeli KAFASINI ÇARPABİLİR.
Banyoda su dolu küvet veya kova bulundurulmamalı.İş bitince her türlü kap boşaltılmalı. İÇİNE DÜŞÜP BOĞULABİLİR
Banyo paspası ve kilimlerinin kaymaması için altlık takılmalı
Her türlü parfüm, deodorant vs. güzellik malzemeleri erişilemeyecek yerlere konulmalı.

Mutfak ile ilgili

Buzdolabı bulaşık makinesi, çamaşır makinesi gibi eşyalara çocok kilidi takılmalı.İÇİNE GİREBİLİR
Temizlik maddeleri ,yenilen ürünlerin ambalajına veya kaplarına konulmamalı ve yenilebilir ürünlerle yanyana birlikte yerleştirilmemeli.YİYİP ZEHİRLENEBİLİR.
Tüm temizlik maddeleri bebeğin erişemiyeceği bir yere konulmalı.
Kibritler erişebileceği yerlere konulmamalı.YİYEBİLİR VEYA YAKABİLİR
Bıçakların konduğu çekmeceye kilit takılmalı .KESİLEBİLİR
Ocak üzerindeki tavaların sapları yana veya geriye çevrili olmalı.Mümkünse sadece arkadaki ocaklar kullanılmalı .ÇARPABİLİR VEYA TUTUP DEVİREBİLİR
İçindeki kaynar su veya madde bulunan kaplar asla yerde bırakılmamalı.
Ocağın etrafına ocak koruyucusu taktırılmalı.ELLERİNİ YAKABİLİR
Fırının kapağı hem sıcak hemde çocuğun boyunda olduğundan tehlikelidir.Mümkünse ısıyı dışarı yansıtmayan kapaklı modeller seçilmeli.YANABİLİR
Elektrikli mutfak aletleri ,ekmek kızartma makinesi , elektrikli bıçak gibi ,mutfak tezgahının gerisinde tutulmalı.
Masa örtüsü mümkünse kullanılmamalı bebek üzerindeki herşeyle birlikte çekip düşürebilir.YARALANABİLİR

Bebeğin Yatak Odası ile ilgili

Bebeğin karyolası herhangi bir şeye ulaşamayacağı bir yere yerleştirilmeli.
Yatağı üzerinde uyku süresi hariç yastık veya yorgan bulundurulmamalı. BOĞULABİLİR VEYA AŞIRI SICAKLAYABİLİR
Karyola kenarları bebeğin ayağa kalktığında aşamayacağı yükseklikte olmalı.
Karyola çubuklarının arası çok fazla geniş olmamalı.Bebeğin kafası geçmemeli. SIKIŞIP BOĞULABİLİR
Karyola içinde üzerine basamak gibi basıp yükselebileceği yastık , oyuncak vs. malzeme bulundurulmamalı.
Bebeğin parmaklarının veya elinin takılabileceği dantelli veya diğer çeşit yatak örtüleri ve battaniyeler kullanılmamalı

Salon ve oturma odası ile ilgili

Masa , sehpa vs mobilyaların sivri köşelerine köşe koruması takılmalı KAFASINI ÇARPABİLİR
Şömine varsa mutlaka koroyucu takılmalı.YANABİLİR,YARALANABİLİR
Alköllü içecekler bir dolaba kitlenmeli.İÇİP ZEHİRLENEBİLİR
Büfe ve vitrinlerdeki cam kapaklar koruyucu filmle kaplanmalı. KIRIP YARALANABİLİR
Ev bitkileri bebeğin yetişemiyeceği bir yere konmalı.YİYİP ZEHİRLENEBİLİR Mümkünse zehirli olanlar atılmalı
Videoya koruyucu takılmalı.ELİNİ SOKUP SIKIŞTIRABİLİR.
Kilim ve halıların altına kaymayan altlık yerleştirmeli. TAKILIP DÜŞEBİLİR
Ayaklı alojen lambalara dikkat edilmeli .Sabit olmadıkları için bebekler kolayca düşürebilir. Mümkünse sabitlenmeli

Tüm evle ilgili

Evdeki tüm prizlere koruyucu kapak takılmalı.ÇARPILABİLİR
Ev içinde döşeli tüm elektrik kabloları ve her türlü cihazın kabloları gizlenmeli veya bebeğin ulaşamayacağı şekilde tedbir alınmalı. ÇARPILABİLİR
Tüm pencerelere parmaklık veya kilit takılmalı.PENCEREDEN DÜŞEBİLİR
Radyatörlere koruyucu takılmalı.KAFASINI ÇARPABİLİR
Dubleks evlerde katlar arasındaki merdivenin üstüne ve altına birer kapı takılmalı. DÜŞEBİLİR
Bebeğin üzerine tırmanabileceği eşyalar pencere kenarından uzaklaştırılmalı. PENCEREDEN DÜŞEBİLİR
Eğer evde cam kapılar varsa kırılmaz kapılarla değiştirilmeli.KIRIP YARALANABİLİR
Kapıları çengelle sabitleştirin. ELİNİ SIKIŞTIRABİLİR
Mümkünse kapılardaki bebeğin kitliyebileceği kapı kilitleri kaldırılmalı.KENDİNİ BİR YERE KİTLİYEBİLİR

Bebek Bakımı ile İlgili

Bir yaşından önce düşme en sık rastlanan kazadır.
Bebek tek başına kundak veya bakım masasında yalnız bırakılmamalı.DÜŞEBİLİR
Eğer odadan çıkmak gerekiyorsa, bebekle birlikte çıkmak alışkanlık haline getirilmeli .
Yüksek sandalyelere veya oturma gurublarına bebek gözetimsiz bırakılmamalı.DÜŞEBİLİR
Bebek çocuk arabasına mutlaka bağlanarak oturtulmalı. DÜŞEBİLİR
Bebeği marketlerdeki alışveriş arabalarında taşıma halinde çok dikkat edilmeli.
Mikro dalga fırınında ısınmaya bırakılmış biberon tehlikeli olabilir.Biberon soğuk olsa bile içindeki sıvının çok sıcak olabileceği unutulmamalı. AĞZI YANABİLİR. Biberonlar ve kavanozlardaki yiyecekler mikro dalgada ısıtılmamalı.
Sıcak bir içecekle bebek aynı anda birlikte taşınmamalı
Banyo musluklarından çok sıcak akan su ciddi kazalara yol açabilir.Su sıcaklığı 50 derecenin altında tutulmalı.HAŞLANABİLİR. İmkan varsa termostat taktırılmalı.
Bebeğin banyosuna daima önce soğuk sonra sıcak su eklenmeli.
Ütü yaparken bebeğin kızgın ütüye yaklaşmamasına özen gösterilmeli.YANABİLİR
Bebeğin yatağında ve erişebileceği mesafede ağzına alabileceği hiç bir şey olmamasına dikkat edilmeli.Çekip alabilir. YUTUP BOĞULABİLİR(Örneğin zincir kolyeler )
Plastik torbalar ortalıkta bırakılmamlı.BAŞINA GEÇİRİP BOĞULABİLİR
Bebek ,ne kadar iyi huylu olursa olsun hiçbir zaman bir ev hayvanı ile odada yalnız bırakılmamalı.
Islak zeminlerde bebeğin oynamasına izin verilmemeli. KAYABİLİR
Bebekler özellikle banyo ve mutfakta asla yalnız bırakılmamalı.
Bebeğin ağızından küçük oyuncak bulundurulmamalı.YUTABİLİR
15 cm den daha uzun ip veya ipi olan bir oyuncak bebeğe verilmemeli.Emziğe ip bağlanmamalı.Plastik kısa bağlantılı malzemeler seçilmeli.
Sönük veya patlamış balonlar bebeğin elinden hemen alınmalı.YUTUP BOĞULABİLİR Boya ve cilasının zehirli olmadığından ,üzerinde tahriş edici kıymık ,çivi bulunmadığından emin olunmuyan hiç bir oyuncak veya eşya bebeğe verilmemeli.BEBEK MUTLAKA AĞZINA ALACAKTIR.

Otomobil İle İlgili

Bebeğiniz Otomobilizde Yeterince Güvende mi?

Bir oto koltuğu almak, bebeğiniz için ilk alışverişinizi yaparken aklınızda olmayabilir, ama kesinlikle en önemli ihtiyaçlardan birisidir. Bebeğiniz doğumhaneden çıktığı andan itibaren arabaya bindiği her an onu güvenli bir koltukla taşımanız gerekir.

Bir oto koltuğu almak, bebeğinizin güvenliği konusunda yapabileceğiniz sadece ilk adımdır, ama önemli olan bir diğer konu da oto koltuğunu arabanıza doğru bir şekilde yerleştirmeniz olacaktır. Yapılan araştırmalara göre; oto koltuklarının %85’i doğru yerleştirilmemektedir. Bu yüzden kullanım talimatının iyi okunması gerekir. Oto koltuğu aracın koltuğuna mümkün olduğunca sıkı bir şekilde yerleştirilmelidir. Bir kez yerleştirildikten sonra, koltuğu mümkün olduğunca yerinden oynatmamak gerekir.

Koltuğa bebeğinizi oturttuktan sonra oto koltuğunun emniyet kemerleri omuzlarından ve omuzlarının altından bebeğinizi kavramalıdır. Emniyet kemerleri rahat ve düzgün bir şekilde durmalıdır.

Oto Koltuğuyla İlgili Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:

Yolculuğunuz çok kısa bile olsa her zaman oto koltuğunuzu kullanın.
Oto koltuğunu arabaya doğru biçimde yerleştirmek için kullanım kılavuzundaki talimatları iyi bir şekilde okuyun.
Alacağınız oto koltuğunun arabanızın koltuğuyla uyumlu olup olmadığını kontrol edin.
Oto koltuğunuzun test edilmiş ve standartlara uygun olmasına dikkat edin.
Her araba yolculuğundan önce oto koltuğunun iyi bir şekilde yerleşip yerleşmediğinden emin olun.
6 yıldan daha eski bir oto koltuğunu değiştirin. 10 yıl ve daha fazla eski olanlarını kullanmayın.
Araba hareket halindeyken bebeğinizi koltuktan çıkarmaya çalışmayın.
En az 1 yaşına kadar ve 9 kg ye ulaşıncaya kadar bebeğinizi yüzü arkaya dönük biçimde 45° lik açıyla oturtmalısınız. Bebek 1 yaşın altındayken; kemikleri, yüzü öne dönük pozisyonda omuriliği korumak için yeterince güçlü değildir. Ama bebek 1 yaş civarındayken, kemikler güçlenmeye başlar ve bebek daha az incinir.
5 nokta kemer sistemi en iyi korumayı sağlar, çünkü kemerler bebeğin hem omuzlarından hem de kalçasından tutacak şekilde kavrar. Kemer en iyi korumayı sağlamak için rahat biçimde durmalıdır, bebeğinizi çok sıkmamalıdır.
Oto Koltuğu Alırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bebek mağazalarında çok çeşitli oto koltukları olduğundan dolayı, anne babalar hangisini alacaklarına karar verirken büyük bir sıkıntı çekiyorlar. Çünkü, doğal olarak bebeklerine maksimum korumayı verecek olan ürünü almak istiyorlar.

Bebeğinizin yaşına ve ağırlığına göre 5 çeşit oto koltuğu vardır.

1 ) 0 – 9 kilo arasındaki bebekler için:

Sadece yüzü arka koltuğa dönük şekilde kullanılır.
Bebeklerin kemiklerinin gelişimi henüz tamamlanmadığı için yatar pozisyonda kullanılmalıdır.
Yüzü arkaya dönük biçimdeyken omuzlarından ve omuzlarının altından geçen emniyet kemerleri vardır.
Taşınabilir parçaları ve elde taşımak için bir sapı olan modelleri de mevcuttur. (Arabayı kullanırken taşıma sapının aşağıda ve kilitli pozisyonda tutulması gerekir.)
2 ) 10 – 18 kilo arasındaki küçük çocuklar için:

Yaş olarak yaklaşık 8 aylıktan 4 yaşına kadar küçük çocuklar için kullanılabilir. Bu yaşlardaki çocuklar oturabilir, ama güvenli oturma yüzeyine ihtiyaç duyar, bu nedenle bu koltuklara çocuk güvenlik koltuğu denir.
Yüzünü öne dönük olarak kullanmaya başladığınızda, kemerleri yukarı hareket ettiren kuvvetlendirilmiş delikleri vardır.
Çocuğunuzu 18 kg ye ve 90cm oluncaya kadar yüzü öne dönük kullanımda korur.
3 ) 15 – 25 kilo arasındaki çocuklar için:

Yaklaşık 3 – 7 yaş arası çocuklar için kullanılabilir.
Bu yaşlardaki çocuk serbestçe oturtulabilir, ancak yetişkinler için düşünülmüş emniyet kemeri, tek başına çocuk için gerekli, güvenceli yolculuğu sağlamaz. Bu nedenle çocuk güvenlik koltuğuna ihtiyacı vardır.
4 ) 22 – 36 kilo arasındaki çocuklar için:

Yaklaşık 6 – 12 arası çocuklar için kullanılabilir.
Yetişkinler için tasarlanan emniyet kemeri yalnız başına gerekli güvenli yolculuğu sağlamaz. Bu nedenle çocuk güvenlik koltuğuna ihtiyacı vardır.
5 ) Booster koltukları:

Sadece yetişkin kucağındayken ve omuz kemeri ile kullanılır.
Çocuk 18 kg civarındayken ve 36 kg ye gelene kadar kullanılır.

online septilin

 
Laboratuvar tetkiklerinin normal sonuçları

Laboratuvar tetkiklerinin normal sonuçları

Laboratuvar tetkiklerinin normal değerleri

önemli not: Burada verilen normal değerlerler tek bir laboratuvarın değerleridir. Sonuçlar genelde benzer olmakla birlikte referans aralıklarının laboratuvarlar arasında farklılık gösterebileceğini unutmayın.Burada verilen normal değerlerler tek bir laboratuvarın değerleridir. Sonuçlar genelde benzer olmakla birlikte referans aralıklarının laboratuvarlar arasında farklılık gösterebileceğini unutmayın.

TETKİK NORMAL DEĞER BİRİM
Biyokimya
Sodyum Na 135 – 148 mmol/L
Kalsiyum Ca 8.5-10.5 mg/dL
Klorür Cl 98-106 mmol/L
Potasyum K 3.5 – 5.5 mmol/L
Protein, total T. Prot. 6.0 – 8.7 g/dL
Albumin Alb 3.5 -5.0 g/dL
Glukoz Glu, AKŞ 70-110 mg/dL
Bilirubin, total T. Bil < 1.2 mg/dL
Bilirubin, direkt D. Bil < 0.3 mg/dL
Glukoz Glu, AKŞ 70-110 mg/dL
Kolesterol, total T. Chol < 200 mg/dL
HDL kolesterol HDL >45 mg/dL
LDL kolesterol LDL < 160 mg/dL
VLDL VLDL < 40 mg/dL
Kreatinin Cre 0.6 – 1.2 mg/dL
üre Azotu BUN 5-23 mg/dL
ürik Asit 2.4-5.7 mg/dL
LDH <480 U/L
SGOT <31 U/L
SGPT <31 U/L
Gamma GT <32 U/L
Hematoloji
Demir 50-170 mcg/dL
Demir bağlama kapastesi 250-410 mcg/dL
Kan sayımı (Hemogram)
Lökosit sayısı 4.0 – 11.0 K/mL
Eritrosit 3.8 – 5.2 M/mL
Hemoglobin Hb 11.5 – 16.0 g/dL
Hematokrit Hct 34-45 %
Trombosit sayısı Plt 150-450 K/mL
aPTT aPTT 31-40 saniye
Trombin zamanı TZ < 21 saniye
Kanama zamanı KZ 4 – 8 dakika
Pıhtılaşma zamanı 5-8 dakika
Protein C 70 – 130 %
D-dimer < 400 ng/mL
Fibrinojen 2.0 – 4.0 g/dL
Endokrin
hCG <5 mIU/mL
DHEA-S 32-200 mcg/dL
Estradiol E2
Folliküler faz <160 pg/mL
Ovülasyon fazı 34-400 pg/mL
Luteal faz 27-246 pg/mL
Menopoz <30 pg/mL
Follikül stimüle edici hormon FSH
Folliküler faz 2.8 – 11.3 mIU/mL
Ovülasyon fazı 5.8 – 21 mIU/mL
Luteal faz 1.2-9.0 mIU/mL
Menopoz 21.7-153 mIU/mL
Luteinize edici hormon LH
Folliküler faz 1.1 – 11.6 mIU/mL
Ovülasyon fazı 17 – 77 mIU/mL
Luteal faz 0 – 14.7 mIU/mL
Menopoz 11.3 – 39.8 mIU/mL
17 Hidroksi progesteron 17 OH P
Folliküler faz 0.10- 1.0 ng/mL
Luteal faz 0.66 – 4.95 ng/mL
Menopoz 0.16 – 3.3 ng/mL
İnhibin B 5 -200 ng/mL
Progesteron P
Folliküler faz 0.32 – 2.0 ng/mL
Luteal faz 1.19 – 21.6 ng/mL
Menopoz 0 – 1.0 ng/mL
Prolaktin PRL 4.6 – 37 ng/mL
Triiyodotironin T3 80 – 200 ng/mL
Tiroksin T4 4.6 – 11.0 ng/mL
Tiroid stimüle edici hormon TSH 0.27 – 4.20 mikroIU/mL
İmmünoloji
CA 12-5 0 – 35 U/mL
CA 19-9 0 – 30 U/mL
Carsinoemryonik antijen CEA 0 – 10 ng/mL
 
Semen Analizi

Semen Analizi

Yakın geçmişe kadar infertilite kadının sorunu olarak kabul edilirdi. Kırılgan erkek egosunun yansıması olan bu durum, erkeklik gücü ile üreme yeteneğinin birbirine paralel tutulmasından kaynaklanmaktaydı. Oysa günümüzde yapılan çalışmalar her 100 infertil çiftten 40ında sorunun erkekten kaynaklandığını göstermektedir. Cinsel güç ve boşalma ile ilişkisi olmadığından erkekteki infertilite, eğer anatomik bir bozukluk yoksa ancak çocuk sahibi olmaya karar verdiğinde fark edilebilir.

Sperm analizi
İnfertil bir çiftte nedenler araştırılırken ilk önce incelenmesi gereken erkektir. Bu aşamadaki ilk ve en ucuz tetkik ise sperm analizidir. Tetkik basit olmasına karşın aslında son derece karmaşıktır ve sadece bu konuda deneyimli kliniklerde yapılmalıdır. Örneği inceleyen teknisyenin deneyimsizliği bütün tedavi yaklaşımını değiştirebileceğinden, sperm analizi infertilite araştırmalarında çok önemli bir aşamadır.

Yeterli bir sperm analizi için bazı önemli noktalar vardır. Verilen örnek taze olmalıdır, yani ejekülasyon ile inceleme arasında 30 dakikadan fazla zaman geçmemelidir.Örnek vermeden önceki 2-4 günlük sürede erkek herhangi bir yolla boşalmamış olmalıdır. Örnek mastürbasyon yolu ile sağlanmalı ve bu esnada herhangi bir kayganlaştırıcı ya da prezervatif gibi malzeme kullanılmamalıdır. Bu nedenlerle sperm örneği klinikte, bu iş için dizayn edilmiş özel odalarda verilmelidir.

Örneğin değerlendirilmesi
Ejekulat alındıktan sonra 30 dakika kadar sıvılaşması için beklenir ve daha sonra incelemeye geçilir. Bu incelemede araştırılan faktörler şunlardır:

Miktar: Pek çok erkek kendi semen miktarını az ya da fazla bulabilir, ancak normal kabul edilen miktar 2-6 mL arasıdır. Bu hacmin çok az bir kısmı spermler tarafından oluşturulurken büyük kısmı spermleri taşımaya yarayan prostat bezi salgısıdır. Miktar çok az olur ise spermlerin hedefe ulaşması güçleşebilir. Benzer şekilde çok fazla olduğunda da sperm konsantrasyonu azalacağından gebelik şansı azalabilir.

Akışkanlık: Semen ejekülasyon esnasında jel kıvamındadır. Yaklaşık 30 dakika içinde sıvılaşır ve akışkanlık kazanır. Eğer sıvılaşma olmaz ise spermlerin serbestçe hareket etme şansı azalır ve dolayısı ile gebelik olasılığı da düşer.

pH: Normalde semen bazik bir sıvıdır. Bu spermleri vajinadaki asidik ortamdan korur. pH dengesindeki bozukluklar spermlerin yaşama şansını azaltır.

Fruktoz: Bu şeker sperm hareketi için enerji sağlar. Yokluğu erkek üreme sisteminde bir tıkanıklık olduğunu düşündürür.

Sayı: Ejekülatta bulunan sperm sayısı çok önemlidir. Mililitrede 20 milyondan daha az sperm olmasına düşük sperm sayısı, 10 milyondan az olmasına da çok düşük sperm sayısı adı verilir. Bu durum genel olarak oligospermi olarak adlandırılır. Bazı durumlarda ise ejekülatta hiç sperm olmaz. Buna azospermi denir. Semen tamamen normal görünmesine rağmen içinde sperm yoktur. Bu durumda testis biopsisi ile sperm aranır (TESA)

Hareket: Sayıdan daha önemli olan spermin kalitesidir. Spermin yumurtaya ulaşabilmesi için yüzmesi yani hareket etmesi gerekir. Normalde spermlerin %50sinin ileri doğru hareket etmesi gerekmektedir.

Şekil: Sperm kalitesinin en önemli göstergelerinden biride şekilleridir. Şekli normal olmayan spermlerin dölleme yeteneği düşüktür. Normal bir örnekte spermlerin %30unun normal şekilli olması gerekir.

Bunlar dışında spermlerin kümeleşmeleri, örnek de iltihap hücrelerinin varlığı gibi diğer bazı faktörler de kontrol edilir. Ancak spermin dölleme yeteneği bilinen ve bilinmeyen pek çok faktörün etkisi altındadır. Bu nedenle hiçbir test sperm dölleme yeteneği hakkında %100 doğruluk da bilgi sağlayamaz.

 
Amniyosentez. Bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınması

Amniyosentez. Bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınması

Bebeğiniz tüm hamileliğiniz süresince amniyon kesesi adı verilen bir kese içinde gelişimini sürdürür. Bu kesenin içi amniyon sıvısı adı verilen bir sıvı ile doludur. Amniyon sıvısı statik bir sıvı olmayıp sürekli emilim ve yapım halinde bulunur. Sıvının ana kaynağı bebeğin akciğerleri ve boşaltım sistemidir. Bu sıvı aynı zamanda bebekten dökülen hücreleri de içerir. Bu hücreler bebeğinizin tüm hücreleri ile aynı genetik yapıya sahip olduklarından incelenmeleri bebeğinizin genetik durumu hakkında bilgi verir.

Amniyosentez bebeğinizin içinde yüzdüğü amniyon sıvısından ince bir iğne yardımıyla örnek alınması demektir. En sık uygulanan anne karnında tanı yöntemlerinden birisidir. İlk kez 1882 yılında fazla olan amniyon sıvısının miktarını azaltmak için uygulanmıştır. Daha sonraları ise kan uyuşmazlığı olan çiftlerde bebeğin etkilenme derecesini saptamak için ya da erken doğum tehditi olgularında bebeğin akciğer olgunlaşmasının yeterli olup olmadığını değerlendirmek amacıyla kullanım alanı bulmuştur. Günümüzde ise başta bebekteki bazı doğum defektlerini ve genetik bozuklukları saptamak olmak üzere pek çok nedenle gebeliğin ikinci trimesterında uygulanan bir testtir. Tıp alanında ve gebelik takibinde pek çok modern gelişme lmasına rağmen amniyosentez hala daha en yeterli bilgiyi sağlayan altın değerinde bir testtir.

Amniyosentezin en sık uygulanan prenatal test olduğunu belirtmiştik. Koriyonik villus örneklemesi (CVS) gibi diğer bazı testler ise doğumsal anomalilerin pek çoğunu saptamakla birlikte amniyosentez kadar etkili değillerdir. CVS gebeliğin daha erken döneminde yapılmakla birlikte amniyosenteze göre daha yüksek oranda düşük ve başka komplikasyon riskleri taşır. Bazı araştırmalar CVS sonrası çok düşük oranda el ve ayak parmaklarında doğum anomalilerine rastlanabildiğini ileri sürmektedirler.

Bebeklerin bir kısmı çeşitli anomaliler ile doğarlar. Bunlardan bazıları yaşam ile bağdaşmazken bazıları hayati olmamakla birlikte bireyin ve çevresinin hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu gruba en güzel örnek down sedromudur.

Amniyosentez ve diğer tüm prenatal testlerin (anne karnında teşhise yönelik testler) amacı özellikle tedavi olanağı olmayan genetik hastalıklar başta olmak üzere bu hastalıkları ve anomalileri mümkün olduğunca erken dönemde saptamak, anne baba adaylarına hastalık ve bebeğin dünyaya geldikten sonraki olası durumu hakkında bilgi vermek ve yine onların kararı ve onayıyla mümkün olduğunca erken dönemde gebeliğin sonlandırılmasını sağlamaktır. Bazı anne baba adayları Down sendromu gibi yaşam ile bağdaşan anomalilerin varlığında hamileliği devam ettirme yönünde karar verebilirler. Bu tamemen çiftlerin seçimi olup yasal ya da vicdani hiçbir zorlama mevcut değildir. Benzer şekilde amniyosentez yapılıp yapılmaması kararı da yine yalnizc çifte aittir. Doktorunuz sizi amniyosenteze zorlamaz, sadece önerir.

Amniyosentez kimlere önerilir?
Amniyosentez hem invazif bir girişim olduğu için hem de az da olsa düşük riski taşıdığı için rutin olarak her hamile kadına önerilmez. Kromozomal ya da genetik doğum defekti ya da bazı malformasyonlar açısından yüksek risk altında olduğu saptanan kadınlrda önerilen bir testtir. Genel olarak amniyosentez önerilmesi gereken durumlar şunlarıdır:

İleri anne yaşı: Down sendromu başta olmak üzere bazı genetik hastalıkla rı n görülme riski kadının yaşı ile paralel olarak artış göstermektedir. Eğer anne adayının yaşı beklenen doğum tarihinde 35 ya da daha fazla olacak ise amniyosentez yapılması önerilir. İleri anne yaşı en sık amnyosentez önerilen durumdur.
Pozitif öykü: Daha önceki bir hamilelik genetik bir sorun nedeni ile sonlandırıldıysa ya da nöral tüp defekti, spina bifida gibi doğum defektli bir bebek öyküsü varsa sonraki hamileliklerde amniyosentez önerilir.
Bilinen genetik hastalık varlığı: Anne ya da baba adayında, ya da yakın akrabalarında bilinen genetik bir hastalık varsa amniyosentez önerilir. Bazı metabolik hastalıklar kalıtsal geçiş gösterir. Anne ya da babada hastalık olmamasına karşın bunlar taşıyıcı olabilirler ve sorunu bebeklerine aktarabililirler. Her iki ebeveyneden de hastalıklı gen geldiğinde bebekte hastalık ortaya çıkar. Bu gibi duruların araştırılmasında amniyosentez yararlı olabilir. Akdeniz anemisi gibi hastalıklar ise bazı bölgelerde çok sık görülür. Bu gibi durumların varlığında da amniyosentez bebeğin hastalık taşıyıp taşımadığını anlamak için yararlı olabilir. Bir diğer konu da akraba evlilikleridir. Akraba evliliklerinde çiftin her ikisinin de taşıyıcı olma olasılıkları normal topluma göre daha yüksek olduğundan bbekte hastalık görülme riski yüksektir ve bu nedenle amniyosentez önerilebilir. Bu grup hastalarda amniyosentez şart değildir. Şart olan hamilelik öncesi ya da erken dönemde genetik danışmanlıktır. Genetik uzmanı sizden ve eşinizden detaylı bir öykü alarak risk oranınızı belirler ve amniyosenteze gerek olup olmadığına karar verir.
Pozitif tarama testi: Günümüzde genetik hastalıklar ve anomaliler açısından yüksek risk taşıyan hamilelikleri saptamak amacıyla bazı testler her hamile kadında rutin olarak uygulanmaktadır. Bu testlerden en sık kullanılan üçlü tarama testidir. Tarama testleri adından da anlaşılabileceği gibi anomali varlığını belirtmez sadece yüksek risk altındaki kişileri işaret eder. Bu testlerin pozitifi çıkması durumunda kesin tanıya ulaşmak amacıyla amniyosentez önerilir.

Ultrasonografide anomali saptanması: Hamilelik takibi sırasında yapılan rutin ultrason incelemelerinde anomali saptanması varlığında, anomali ile birlikte görülebilecek genetik bozukluk riskine göre amniyosentez önerilebilir.

Akciğer gelişiminin değerlendirilmesi: Erken doğum riski olan, ya da hamileliğin devamının anne ya da bebek açısından risk oluşturduğu durumlarda amnyon sıvısından örnek alınarak lesitin/sfingomeyelin gibi bazı maddelere bakılarak akciğer olgunlaşmasının tamamlanıp tamamlanmadığında karar verilebilir. Yenidoğan yoğun bakım şartları günümüzde çok iyi düzeye gelmiştir. Ülkemizde de iyi merkezlerde 24-25 haftalık bebekler yaşatılabilmektedir. Bu nedenle akciğer gelişimi değerlendirmek amacıyla amniyosentez uygulaması artık eskisi kadar popüler değildir.

Polihdramniyos: Amniyon sıvısının normalden fazla olması durumunda anne adayını rahatlatmak amacıyla amniyosentez yapılarak bir miktar sıvı alınabilir.

Amniyosentez ne zaman yapılır?
Bebeğin amniyon sıvısından örnek almak için en uygun zaman son adet tarihinden itibaren hamileliğin 16-18. haftaları arsıdır. Sonuçlar genelde 1-2 hafta içinde bazan daha geç çıktığından bu haftalarda yapılması idealdir. Son zamanlarda erken amniyosentez (15. haftdan önce) uygulansa da hem laboratuvar şartları hem de işlemden kaynaklanan risklerin yüksekliği nedeniyle pek tercih edilmemektedir. Bu uygulama henüz deneysel aşamadadır.

Amniyosentez nasıl yapılır?
Amniyosentez işlemi esnasında çok ince bir iğne ile bebeğin içinde yüzdüğü amniyon kesesine girilir ve sıvı çekilir. İşlemden önce detaylı bir ultrason incelemesi yapılarak bebeğin durumu ve pozisyonu değerlendirilir. Daha sonra amniyosentez için uygun bir alana karar verilerek hazırlıklara başlanır. İşlem sırasında iğnenin bebeğin plasentasından geçmeyeceği bebekten uzakta bir bir alan bulmak önemlidir.

İşlemden önce hamile kadın ultrason masasında sırtüstü uzanır. İğnenin girileceği alan antiseptik solüsyonlar ile temizlendikten sonra karın steril örtü ile örtülür. Bir doktor ultrason ile işlemi gerçekleştirecek olan doktora rehberlik eder. İşlem tek kişi ile yapılacak ise özel tasarlanmış ultrson guide’ları kullanılmalıdır. İşlemi yapacak olan kişi ultrason görüntüsü altında iğneyi karın üzerinden yerleştirir ve önce karın katlarını daha sonra rahim kasını geçerek amniyon kesesine girer. İğnenin ucunu ultrasonda gördükten sonra arkasına bir enjektör takarak yaklaşık 20 mililitre sıvı alır.Bu aşamada bebeğin tüm amniyon sıvısının miktarı yaklaşık 200-300 mililitredir. Alınan sıvının kanlı olmaması gerekir. Yeterli miktarda sıvı alındıktan sonra iğne tek bir hamlede çıkarılır ve işlem tamamlanmış olur. Alınan sıvıyı bebek 1-2 saat içinde yeniden üretir

Daha sonra ultrasonografi ile bebek ve kalp atımları yeniden değerlendirilir. Hasta 10-15 dakika dinlendirildikten sonra evine gönderilebilir. Alınan sıvı oda sıcaklığında muhafaza edilerek laboratuvara gönderilir. Tüm işlem 1-2 dakika kadar sürer.

Alınan sıvıda ne gibi işlemler yapılır?
Amniyon sıvısı bebeğe ait canlı hücreler içerir. Bu hücrelerin kaynağı bebeğin solunum , sindirim, boşaltım sistemi ve cildinden dökülen hücrelerdir. Alınan sıvı laboratuvarda ayrıştırıldıktan sonra hücreler kültür ortamınada çoğaltılır ve elde edilen hücrelerde genetik inceleme yapılır. Eğer amniyosentez bebeğin akciğer gelişimini değerlendirmek amacıyla yapılıyor ise laboratuvara gönderilmez. Değerlendirme aynı anda yapılabilir.

Sonuçlar ne zaman alınır?
Amniyosentez sonuçları iki aşamalı olarak değerlendirilebilir. İlk planda florasan teknik ile (FISH) hücrelerin genetik yapısı incelenir. FISH 2-3 gün içinde sonuçlanır fakat her zaman kesin sonuç vermeyebilir. Kesin sonuç için hücre kültürlerinin beklenmesi gerekir. Bu genelde 1-3 haftarasında zaman alır. FISH yöntemi her yerde uygulanmayan sadece belirli laboratuvarlarda uygulanan güncel bir yöntemdir.

Amniyosentez güvenli midir?
Her yıl dünyada milyonlarca kadında amniyosentez yapılmaktadır ve bu anne adaylarıın hepsinin zinhini kurcalayan temel soru budur. Ultrasonun yaygın olmadığı dönemlerde işlem körlemesine yapıldığından riskler daha yüksekti. 1976 yılında geniş kapsamlı bir araştıma sonucu Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüleri gebeliğin ikinci trimesterında yapılan amniyosentezin güvenli olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Ancak tüm invazif girişimlerde olduğu gibi amniyosentezde de bazı riskler vardır. Bu riskler şunlardır:

Düşük: Amniyosentez önerilen çiftleri en fazla endişelendiren konu olmakla birlikte amniyosenteze bağlı düşük riski son derece azdır. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin verilerine göre amniyosenteze bağlı düşük riski 200-400 işlemde 1′dir. İşlemi yapan kişinin tecrübesi ile düşük riski arasında ilişki olduğu düşünülmektedir. Düşük riski erken amniyosentezde daha fazladır. 1998 yılında Kanada’da yapılan bir araştırmada erken amniyosentez sonrası düşük riski %2.6 olarak bulunmuştur. Bu oran ikinci trimestarda yapılan amniyosentezlerde %0.8′dir. Günümüzde kabul edilen görüş amniyosentezin düşük riskini sadece %1 oranında arttırdığıdır (%1 düşük riski taşır demek değildir).
Enfeksiyon: Amniyosentez sonrası enfeksiyon görülme riski 1000′de birden daha azdır. Steril şartların sağlandığı durumlarda son derece nadir olarak görülür.
Su gelmesi: Yaklaşık %1 olguda vajinadan az miktarda sıvı gelebilir. Sıvı kaçağının yeri iğnenin giriş deliğidir. Amniyon zarı 1-2 gün içinde kendini onarır ve sıvı kaçağı kaybolur.
Su kesesinin açılması: Çok nadir karşılaşılır. Bu durumda gebeliğin sonlandırılası gerekir.
Plasenta veya kordonun zedelenmesi : Nadir görülen bir komplikasyondur.
Erken doğum eylemi: Nadir görülen bir komplikasyondur.
İşlemin başarısız olması: Uygun bir giriş alanı bulunamadığında ya da amniyon zarı rahim duvarından ayrılıp içeri doğru bombeleştiğinde iğnenin kese içine girmesi mümkün olmyabilir. Bu gibi bir durumda işlem birkaç gün sonra tekrarlanır.
Bebeğin zarar görmesi : İşlem ultrason altında yapıldığından son derece nadir olarak karşılaşılır. En sık olabilecek olan problem iğne batmasıdır. Bu durum bebekte kalıcı bir zarar yaratmaz.
İşlemin tekrarlanması: Alınan sıvı miktar olarak yetersiz ise ya da çok kanlı ise birkaç hafta sonra işlemin tekrarlanması gerekebilir. Bazı durumlarda tek bir girişte kese içine ulaşılamaz. Birden fazla giriş yapıldığında tüm riskler artar.

İşlem için herhangi bir ön hazırlık gerekir mi?
Hayır. Amniyosentez öncesinde herhangi bir hazırlık yapmanız gerekmez. Bazı durumlarda mesanenizin dolu olması işlemi kolaylaştırabileceğinden doktorunuz su içmenizi önerebilir.

İşlem sırasında acı olur mu?
Hayır. Amniyosentez genelde ağrısız bir işlemdir ancak iğne rahim kasına girerken ve çıkarken adet sancısı tarzında kramplar olabilir. Bundan daha fazla bir rahatsızlık sık karşılaşılan bir durum değildir.Bu nedenle lokal aneztezi uygulanmaz.

İşlem sonrası nelere dikkat etmek gerekir?
Amniyosentez sonrası yatak istirahati ya da aktivite kısıtlaması gerekli değildir. 24 saat süre ile ağır fiziksel aktiviteden kaçınılması, 15 dakikadan daha uzun ayakta durulmaması önerilir.

Eğer kan grubunuz Rh (-), eşiniz de Rh(+) ise işlem sonrasında koruyucu iğne yapılması gerekir.

Çoğul gebeliklerde amniyosentez yapılabilir mi?
Evet. Çoğul gebelikler amniyosentez için kontraendikasyon oluşturmazlar. Eğer mümkün ise tek bir iğne girişi ile tüm bebeklerden ayrı ayrı sıvı almak idealdir. Bir bebeğin kesesine girilip sıvı alındıktan sonra kese içine indigokarmen adı verilen renkli bir sıvı verilir. Bu sıvının bebeğe herhangi bir zararı yoktur. Amaç sıvı alınan bebeği belirlemektir. Daha sonra ultrason eşliğinde diğer bebeğin kesesine girildiğinde eğer renkli sıvı gelir ise yanlış kesede olunduğu belli olur ve bu sayede aynı bebekten iki defa sıvı alınmasının önüne geçilebilir. Tek bir kese içinde bulunan monoamniyotik ikizlerde ise böyle bir şans yoktur.

Normal olarak bulunan bir sonuç bebeğin sağlıklı olacağını garanti eder mi?
Yüksek risk saptanan anne adaylarının %95′inde prenatal testlerin sonucu normal olarak bulunur. Ancak hiçbir perinatal test sağlklı bir bebek için %100 garanti veremez çünkü bazı anomaliler doğumdan önce h içbir şekilde saptanamaz. Bebeklerin %3-4′ü anomalili olarak doğarlar.

Amniyosentezin kromozomal anomalileri saptamadaki başarısı %99.4 ile %100 arasında değişir.

Amniyosentez ile saptanan anomaliler tedavi edilebilir mi?
Günümüzde pekçok defekt doğum öncesi saptanabilmekte ancak çok azı tedavi edilebilmektedir. Down sendromu gibi genetik hastalıkların tedavisi ne yazık ki mümkün değildir.

Amniyosentez sonrası doktorunuzu aramanız gereken acil durumlar:
Eğer

  • Kasılmalarınız ya da şiddetli kramplarınız olursa
  • Vajinal kanamanız olursa
  • Vajinal sıvı kaçağı fazla miktarda olur ya da 1-2 günden uzun sürerse
  • Ateşiniz 37.5 derecenin üzerine çıkarsa
  • Kötü kokulu bir akıntınız olursa
  • zaman kaybetmeden doktorunuzu aramalısınız

 

Etiketler

Ziyaretçi

Bugün: 34