
|
Bebeğiniz 1-3 aylık Hayatınızın en ilginç aylarını yaşıyorsunuz! Deyim yerindeyse bir “uyuma ve emme makinası” , bu dönemde gülen, tepki veren bir minik canlıya dönüşüyor! Siz bu inanılmaz dönüşüme gün gün tanık oluyorsunuz. Bebeğim ne kadar büyümeli?
Doğumun hemen ardından görülen olağan tartı kaybının ardından, bebeğiniz düzenli olarak tartı almaya başlayacaktır. 2.haftadan itibaren günlük 30-40 gram, 1. aydan itibaren de ayda ortalama 800-1000 gram tartı alımı, 2.5-3 cm. boy uzaması olacaktır. Ancak, şunu unutmayın, bu verdiklerimiz ortalama değerlerdir. Her bebeğin kendine göre -doğum tartısı, gününde doğup doğmadığı gibi etkenlere göre değişen- bir gelişim çizgisi vardır ve bu çizgi pratikte ortalamanın biraz altında yada üzerindedir. Zaten bir “ortalama”dan söz edebilmek için bazılarının ortalamanın altında bazılarının da üzerinde olması gerekmez mi? Bu konuda son sözü bebeğinizi izleyen çocuk uzmanı söyleyecek, bebeğinizin, boy, tartı ve baş çevresi gelişiminin sağlıklı olup olmadığı konusunda sizi aydınlatacaktır. Endişe etmeli miyim? 1-3 aylık bebeğiniz ortalama değerlerin altında büyüyorsa ve gelişim eğrilerinde yavaşlama-duraklama gözleniyorsa, doktorunuz şu soruların cevabını arayacaktır: * bebeğiniz yeteri kadar yiyor mu? Yukardaki soruların sağlıklı yanıtı için aşağıdaki konularda doktorunuza somut bilgiler verebilmelisiniz: * Bebeğinizi günde kaç kez besliyorsunuz? Bir sorun varlığında, doktorunuz beslenme miktarı ve aralığı konusunda önerilerde bulunacaktır. Bazen büyüme azlığı yada fazlalığı bir hastalığa da bağlı olabilir, bu durumda, bir takım özel testler- tetkiklerle bir sonuca varılabilir. Bebeğinizin gelişimi/büyümesi konusunda en ufak bir kuşku varlığında, gecikmeden doktorunuzla görüşün. Prematüre (erken doğan) bebekler, belirli bir tartıya ulaşana kadar her hafta tartılmalıdırlar. Büyüme miktarı ve hızı açısından erken doğan bebekler, gününde doğanlarla karşılaştırılamazlar, prematürelerin bizim “yakalama büyümesi” dediğimiz bir hızlı büyüme dönemi vardır, bu yolla erken doğanlar kiloca gününde doğanları yakalarlar. Son olarak Çocuk doktorlarının çoğu, 4. Aydan itibaren özellikle iştahlı bebeklerde katı gıdalara başlamayı önerirler. İlk bir kaç aydan sonra bebeğinizin büyümesi için daha fazla enerji, dolayısıyla da kalori gerekecektir. Bunu katı gıdalar sağlayacaktır. Kesin zamanlama için her zaman olduğu gibi çocuk doktorunuzun kararını bekleyin. 1-3 aylar arası Türk erkek çocukları tartı -boy çizelgesi En az En fazla 1-3 aylar arası Türk kız çocukları tartı -boy çizelgesi |
|
Yenidoğan bebeğinizin büyümesi plavix interference with astragalus and fishoil Önce kız mı, erkek mi diye bakarız, ardından eline ayağına. Parmaklarını sayarız. Peki sonra? Herhalde boyu ve tartısı gelir. Herkes bunları sorar; kız mı, erkek mi tartısı ne kadar, boyu ne kadar? Siz herkese önce bunları söylersiniz; kız mı, erkek mi, tartısı ne kadar, boyu ne kadar? порно гaлереи подростки Neden herkes önce bunları merak eder? Basit, çünkü tartı ve boy ilk günden itibaren bebeğin gelişiminin en somut göstergesidir. Bu yazının devamını okuyun » |
|
Bebeğiniz artık rahatlıkla ayakta durabilir ve bunu yaparken her türlü yardımı reddeder. Ayrıca, ayakta iken yavaş yavaş eğilip, düşmeden oturma pozisyonuna geçebilir. Bunu yaparken arada durur ve eğilip iki bacağının arasından bakar. Etrafını farklı açılardan görmek onu heyecanlandırır. Bu yazının devamını okuyun » |
|
İkinci ayına girdiğinde bebeğiniz yeni çevresine artık iyice alışmış olacaktır. Buna karşılık siz de ailenizin bu yeni üyesini daha iyi tanımış ve ruh halini öğrenmiş olacaksınız. Sekiz haftanın sonunda, bebeğinizin doğumundan beri bir hayli değişim geçirdiğini fark edeceksiniz. Bu yazının devamını okuyun » |
|
Birbirinden Tatlı Bebek Resimleri
|
|
Tüp Bebekte İleri Tedavi Yöntemleri İLERİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ
ENDOMETRIAL CO-CULTURE : Co-Culture uygulaması, defalarca tüp bebek denemesi yapmış, ancak başarıya ulaşamamış çiftler için yeni bir umut kaynağı teşkil ediyor. Embriyoları yavaş veya kötü gelişim gösteren çiftlerde, adetin 21. günü rahimden bir doku parçası alınıyor. Bu doku parçası laboratuvar ortamında çoğaltılarak yapay bir rahim dokusu elde ediliyor. Embriyolar da bu doku üzerinde geliştiriliyor. Bu işlem sırasında kadının kendi rahim dokusu kullanıldığından AIDS, sarılık ve diğer riskli durumların ortaya çıkması da engellenmiş oluyor. Yapay kültür ortamlarına göre, embriyoyu destekleyebilecek daha zengin içeriğe sahip bir kültür ortamı oluşturulması hedefleniyor.Yöntemin tek dezavantajı yüksek teknoloji ve yoğun bir laboratuvar iş gücü gerektirmesi. Öyle ki; tek bir kadının rahim dokusuna ait laboratuvar işlemlerini gerçekleştirmek, tecrübeli bir laboratuvar elemanının 8-12 saat vaktini alıyor. Elbette bu durumlar da maliyet üzerinde etki yapıyor.Ancak, her şeye rağmen, defalarca başarısız tüp bebek denemesi yapılan hastalar için gelecekte de bir umut kaynağı olacak gibi görünüyor. PREİMPLANTASYON GENETİK TANI (PGT) : Genetik bilimindeki gelişmeler sayesinde artık birçok genetik hastalık, henüz gebelik oluşmadan tanımlanabilmekte ve anne adayına sadece genetik hastalık taşımadığı kesinleşen, seçilmiş, sağlıklı embriyoların transfer edilebilmesine olanak tanımaktadır. Daha önceden bu tip hastalıklar ancak doğumdan sonra, ya da gebeliğin 4. ayında yapılan amniyosentez, ultrason gibi yöntemlerle tespit edilebilmekteydi. Bu durumda ciddi bir anomali saptandığında gebelik 5. ayında sonlandırılmakta idi. Elbette bu durum da anne ve baba adayları için son derece olumsuz ruhsal travmalara neden olmaktaydı. PGT işlemi için tüp bebek yöntemi ile laboratuvarda yapay olarak döllenen embriyolardan bir hücre özel bir biopsi yöntemiyle alınır ve bu hücre genetik laboratuvarında yüksek teknolojili cihazlarla birlikte, tecrübeli bir ekip tarafından incelenir. Alınan bu tek hücre embriyoya zarar vermez, embriyo normal gelişimini sürdürmeye devam eder. İnceleme esnasında bilinen birçok genetik hastalık (Akdeniz anemisi, Orak hücre anemisi, hemofili, kistik fibrozis, muskuler distrofiler gibi) teşhis edilebilmekte ve hastalıklı embriyoların anne rahmine transfer edilmesine engel olunabilmektedir. Bu yöntemle ayrıca embriyonun doku tipi de belirlenebilmektedir. Bu durum özellikle hasta kardeşlere uygun doku tipi belirlenen embriyonun transfer edilmesi, gebelik sağlanması ve doğumdan sonra, genetik olarak sağlıklı olan bebeğin kordon kanı ve kemik iliğinin kullanılmasıyla, hasta olan kardeşin de tedavisinde kullanılmaktadır. Bu hastalıklardan başlıcaları : Wiskott – Aldrich Sendromu, talasemi, lösemi gibi hastalıklardır. Bu yöntemle (tüp bebek tedavisi ile birlikte) geçmişte birçok hasta çocuğun tamamen iyileşmesi sağlanmıştır. Kimilerinin aklına “o halde bu yöntem neden herkese uygulanmıyor?” sorusu gelebilir. Gerçekten de eğer bu yöntem herkese uygulanabilseydi kuşkusuz daha sağlıklı bir toplumun ortaya çıkması kaçınılmazdı. Ancak bu PGT yönteminin de beraberinde mutlaka tüp bebek uygulamasını getirmesi ve tedavi maliyetlerinin oldukça yüksek olması nedeniyle şimdilik sınırlı sayıda hastaya uygulanabilmektedir. Gelecekte, tanımlanabilen genetik hastalıkların sayısı arttıkça PGT yönteminin daha geniş kullanım alanları bulacağı kuşkusuzdur. IN VITRO MATURASYON (IVM) : Tüp bebekte başarı şansını arttırabilmek için kadından fazla sayıda yumurta (oosit) elde edilmesi gerekmektedir. Normalde her adet döneminde 1 tek yumurta gelişir. Fazla sayıda yumurta elde edebilmek için hormon ilaçları kullanılır. Ancak bu ilaçların bazı olumsuz yan etkileri (kilo alma, karında şişlik, göğüslerde gerginlik, sinirlilik, bulantı, kusma gibi) görülebilmektedir. Özellikle polikistik over sendromu olan hastalarda OHSS, yani karında sıvı toplanması, nefes almada güçlük gibi ciddi sıkıntılar bile olabilmektedir. Henüz olgunlaşmamış yumurtaların laboratuvar ortamında olgunlaştırılması işlemine In Vitro Maturasyon (IVM) adı verilir. Bu yöntem kullanıldığında yukarıda zikredilen olumsuz yan etkiler görülmediği gibi, hormon ilaçları kullanılmadığından tedavi maliyeti daha ucuz olmaktadır. Ancak yine de vücut içerisinde olgunlaşan yumurtalar, günümüzde laboratuvar kültür sıvılarının son derece gelişmiş olmasına rağmen, daha sağlıklı gelişim göstermektedirler. Ayrıca yumurtalar henüz olgunlaşmadan toplandıkları için, yumurta toplama işlemi çok daha özel deneyim ve beceri gerektirmektedir. IVM tekniği, henüz rutin tüp bebek (IVF) uygulamasının başarı oranını yakalayamamış olsa da, doğru uygulandığında ve tekniğin daha da gelişmesiyle birlikte ilerisi için umut olmaya devam edecek gibi görünmektedir.
|
|
Bebeğinizin banyosu Bebeğinizin banyosu için bazı malzemelere ihtiyacınız olcaktır. Bunlar kolaylıkla yıkamanıza yardımcı olacak ve işinizi kolaylaştıracaktır. Bebeklerin banyosunda en önemli şeylerden biri suyun sıcaklığıdır. Bunun için dirseğinizi suya sokup yererince sıcak olup olmadığını anlayabilirsiniz. Bebeğin banyosu için bebek sabunu, bebek şampuanı ve yumuşak bir yıkama beziniz olsun. Bebeği yıkayabileceğiniz bir küvet almanız iyi olacaktır. Ayrıca, bebeği yalnız başınıza da yıkamanıza yardım edecek file, sünger gibi malzemeler satılmaktadır. Suyun sıcaklığını kontrol etmek için termometre de alabilirsiniz. Piyasada ayaklı küvetler de vardır. Bunlar daha rahat etmenizi sağlayabilir. Banyodan sonra bebeğin cildini bebek kremi veya yağı ile ovmanız da bebeği hem rahatlatabilir hem de cildinin kurumasını önler. Bebeğe her gün banyo yaptırabilirsiniz. Yalnız, göbek bağı tam olarak düşene kadar silmeniz de yeterli olur. Banyoyu her gün aynı saatte yaptırmanız iyi olabilir. Çünkü bebekler hep alıştıkları şekilde yaşamaktan hoşlanırlar. Akşam saatlerinde yaptırmak her zaman daha mümkün olacağından ve bebeğin gece biraz daha rahat uyuması için iyi olabilir. Saçı ve vücudu bir arada temizlemek banyo süresini kısaltarak hem bebeğin hem de annenin hayatını kolaylaştırır. Ayrıca şampuanın içeriğindeki doğal mineraller sayesinde bebeğinizin cildindeki bariyer fonksiyonları da güçlenir. Dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta ise banyo suyunun sıcaklığı. Bebeklerin ciltlerindeki bariyer fonksiyonu gelişmediği için ciltleri çabuk nem kaybediyor. Bu sebeple banyo suyunun sıcaklığının 36°C, oda sıcaklığının 22 – 24° C olması gerektiğini aklınızdan çıkarmamanızda fayda var. Yine bebek cildi yetişkin cildine göre daha ince olduğu için bebekler çabuk üşüyorlar. Bu nedenle banyo süresinin ise 5 – 6 dakikadan fazla sürmemesi gerekiyor. |
|
Bebeğin altını temizlemesi Bebeğinizin altını değiştirmek ilk zamanlarda en çok tekrar edeceğiniz işlemlerden biridir. illk zamanlarda bebeğin sık sık altını pisletmesi normaldir. Anne sütünün hazmı kolaylaştırması sık sık acıkmasına ve bir o kadar da altını pisletmesine neden olacaktır. Ama unuutmayın ki onun metabolizmasına en uygun en sağlıklı besin anne sütüdür. Bebek bakımının en önemli püf noktalarından biri el yıkamaktır. Sürekli elinizi yıkayın. Altını değiştirmeden önce, değiştirdikten sonra, emzirmeden veya beslemeden önce, dışarıdan gelince, kendiniz tuvalete gittikten sonra vb. Yapılan araştırmalar, sadece el yıkamanın bile enfeksiyonları çok büyük oranda azalttığını gösteriyor. Bebeğinizin alt temizliği önemlidir. Bebek cildi hassas olduğundan, kolaylıkla pişik olabilir. Bebeğiniz ve sizin için en kolay alt bezi, hazır çocuk bezleridir. Hazır bezler, çişi bebeğin tenine temas ettirmeden alt tabakaya atarak altının kuru kalmasını sağlar. Bebeğiniz ilk zamanlar neredeyse her emzirmeden sonra anne sütü kakası denilen sarımtırak, cıvık dışkıyı yapacağı için bazen günde sekiz kez altını değiştirmeniz gerekir. O yüzden ilk ay bezlerinden bolca hazır bulundurun. Aslında kaka yaptıktan sonra en iyisi altını yıkamaktır. Eğer evinizde sürekli ılık su temin edebiliyorsanız altını yıkayın. Ancak, çok iyi kurulamak ve bir süre havalandırmak gerektiğini aklınızda tutun. Diğer zamanlarda da ıslak pamukla altı silinebilir. Yine, altı kurumadan bezlemeyin. Bez değiştirmek için bir minderinin olması iyidir. Ancak bunun da temizliğini sık sık yapmalısınız. Gezmeye gittiğinizde, hazır alt silme bezlerinden bebek tenine uygun olanları kullanabilirsiniz. Eğer hazır bebek bezi kullanmıyorsanız, altını çok daha sık değiştirmelisiniz. Altını bağlamadan önce bir krem sürebilirsiniz. |
|
Bebeklerde Ağız Bakımı ve Sağlığı
Bebeğinizin ilk dişi belirir belirmez az miktarda süt dişi, flouridli diş macunu ile ve bir miktar gazlı bez ile dişetlerini temizlemeye başlamalısınız. Daha fazla dişi çıktığında ise, ona bir “bebe diş fırçası” alın. “bebe diş fırçaları” , yetişkinlere oranla daha hassas dişleri olan çocuklar için, uçları özenle yuvarlatılmış, yumuşak kıllı ve küçük başlı diş fırçalarıdır. Yavrunuzun dişlerini fırçalamanız onun hoşuna gidecek ve ileride diş fırçalama alışkanlığını kazanmasını sağlayacaktır.
Sağlıklı dişler ve diş etleri için; • Diş çıkarmaya başladığı andan başlayarak bebeğinizin diş ve dişetlerini temizleyin. • Şeker, kek ve şekerli içecekleri sınırlayın. Özellikle büyüdüğünde bunları tümüyle yasaklamayı başaramayacağınız için, yalnızca yemek zamanlarında yediğinden ve sonra dişlerini fırçalağından emin olun. Not:İndikatörlü (Belirteçli) kıllara sahip olan bir diş fırçası tercih etmeniz durumunda , ebeveyn olarak çocuklarınızın dişlerini fırçalayıp fırçalamadıklarını gözlemlemeniz mümkün olacaktır. Ayrıca çocuklarınıza diş fırçalamayı özendirmek için, onun sevdiği çizgi kahramanların yer aldığı renkli ve şekilli diş fırçalarını almanız, yavrunuzun yaşamında çok önemli bir yer tutan diş fırçalama alışkanlığını ona kazandırmanız konusunda size büyük bir kolaylık sağlayacaktır. • Emziği asla şekerli birşeye batırmayın ya da tahıl ve içeceklere şeker veya bal katmayın. Gıda etiketlerini incelemenizde yarar vardır; sakaroz ve glikoz da şekerdir. • nolvadex men and estrodiol in Bebeğinizin fazla dişi çıktığında, yumuşak bir bebe diş fırçası ve bezelye büyüklüğünde bebek diş macunu ( Büyükler için üretilmiş olan diş macunları çok fazla fluorid içerir) kullanın.zamanı geldiğinde kullandığınız diş fırçasını yenileyin, – indikatörlü diş fırçaları size ne zaman yavrunuzun diş fırçasını değiştirmeniz gerektiğini belirtir- çünkü bakteriler kılların arasında birikebilir.Bebeğinizin dişlerini sabahları ve yatma zamanında temizlemeyi alışkanlık haline getirin. |
|
Bebeğiniz neden ağlıyor? Bebeğiniz neden ağlıyor?
karnı mı acıkmış yoksa altını kirletmiş? Bebeğinizin neden ağladığını merak ediyorsunuzdur. İlk zamanlar bunun ayırıdına varmanız zor olacaktır. Çünkü bebeğiniz haliyle her derdini ağlayarak ifade ediyor. Bebeğinizin altını ıslattığı için mi veya bir yeri ağrıdığı için mi ağlamanız için bazı pratik bilgiler vardır. Fakat zamanla bebeğinizin ağlamasına dikkat ederrseniz her ihtiyacı için farklı şekillerde ağladığını farkedecek, ihtiyacını hemen karşılayabileceksiniz. Araştırmalar, bebeklerin sıkıntı ve ihtiyaçlarına göre değişik şekillerde ağladıklarını gösteriyor * Acı çektiğinde: Keskin bir feryat, nefes almadan devam eden kısa periyod bir çığlık, içe doğru çekilerek ağlama. * Acıktığında: Düşen ve yükselen ses tonuyla kısa ağlama. Bebekler parmaklarını emer, yanaklarına vurur, annesi tarafından kucağa alınıncaya kadar bu ağlamasını kesmez. * Yorulduğunda: Uykusu geldiği zaman yumuşak şekilde, tıpkı şarkı söyler gibi ritmik bir şekilde ağlar. * Sıkıldığında: Yankı yapan bir ses tonu. Bu durumda ağlamasını kucağa alınıncaya kadar kesmez. * Rahatsız olduğunda: Huysuz ve aksi bir ses tonu. Bu ağlama türünde bebeğin altını ıslattığı, üşüdüğü, terlediği mesajları alınabilir. |
|
|
|
Recent PostsArchivesTag Cloud |
|
![]() |
|
































