11111

1111
111
111
111 width=
11 width=1
1 width=11 width=
11 width=1
1 width=11 width=
11 width=1
1 width=11 width=
11 width=1
1 width=11 width=1 width=
11 width=1

 
Hamilelik (Gebelik) Dönemi – Emziren Anneler ve Bitkiler

hamile103946f9a03654dd7by

Hamilelik (Gebelik) Dönemi – Emziren Anneler ve Bitkiler

Hamilelik dönemi ve dogum sonrasinda emzirme döneminde bulunan anne adaylari ve yeni annelerimizin cok merakla yaklastiklari konulardan birisi bitkiler konusu. Bitkilerle tedavi artik gunumuzde tamamen kabul ediliyor olsada ozellikle hamilelik dönemi ve yeni annelerin bazi bitkileri kullanmalari gercekten sagliklari acisindan sorunlara yol acabiliyor. Bizde bu konu hakkinda ozellikle hamilelik (gebelik) döneminde bulunan anne adaylarimizin hangi bitkiyi kullanmamalari gerektigi konusunda sizleri bilgilendirmek adina Avrupa Birliği ülkeleri ve özellikle Alman kanunlarıyla düzenlenen hamile ve emziren annelerin kullanmamasi gereken bitkiler listesini asagida sizlerle paylasiyoruz.

Hamile ve Emziren Annelerin Kullanmamasi Gereken Bitkiler Nelerdir?

 

  • Aloe (Sarısabır)
  • Ananas
  • Ardıç meyvesi
  • Arnika
  • Ayı üzümü
  • Barut ağacı kabuğu
  • Devedikeni
  • Ekinezya
  • Enginar yaprağı
  • Hayıt meyvesi
  • Kava-kava kökü
  • Kediotu kökü
  • Kınakına kabuğu
  • Maydanoz otu ve kökü
  • Meyan kökü (Günde 1-2 gr, 2-3hafta süreyle kullanılabilir)
  • Öksürükotu
  • Ravent kökü
  • Sinameki
  • Yılan kökü
  • Zencefil kökü

Yukarida yeralan listemizin disinda hamilelikte (gebelikte) asagidaki bitkilerle ilgili bilgilerden de yararlanabilirsiniz.

Keten Tohumu:

Hamilelikteki kabızlıkta keten tohumu öğütülmeden bol su ile alınabilir. Ayrica karnıyarık tohum kabuğu da bol suyla kullanılabilir.

Gül Esansı ve Hakiki Gül Suyu

Hamileler sıkıntı ve sinirlilik halinde gül esansı ve hakiki gül suyu dışında hiçbir koku maddesi ve yağ (esans) kullanmamalıdır.

Papatya, Melisa, Nane Çayları

Hamilelikteki bulantıda melisa ve nane karışımından çay yapılabilir. Hakiki papatya (Matricariya recutita-chamomilla recutita) da bu çay karışımına ilave edilebilir. Bu karışımdan (melisa, nane ve papatya eşit miktarlarda) bir çay kaşığı bir çay fincanı (150 gr) sıcak suya konur, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülür ve içilir. Bu çaydan ihtiyaca göre günde 3–5 fincan hazırlanarak içilebilir.

Not: Yukarida yeralan bilgiler WHO monografileri, Kommission E monografiler ve ESCOP monografileri ile karşılaştırılabilir. 

Hamilelik (Gebelik) Dönemi – Emziren Anneler ve Bitkiler

Hamilelik dönemi ve dogum sonrasinda emzirme döneminde bulunan anne adaylari ve yeni annelerimizin cok merakla yaklastiklari konulardan birisi bitkiler konusu. Bitkilerle tedavi artik gunumuzde tamamen kabul ediliyor olsada ozellikle hamilelik dönemi ve yeni annelerin bazi bitkileri kullanmalari gercekten sagliklari acisindan sorunlara yol acabiliyor. Bizde bu konu hakkinda ozellikle hamilelik (gebelik) döneminde bulunan anne adaylarimizin hangi bitkiyi kullanmamalari gerektigi konusunda sizleri bilgilendirmek adina Avrupa Birliği ülkeleri ve özellikle Alman kanunlarıyla düzenlenen hamile ve emziren annelerin kullanmamasi gereken bitkiler listesini asagida sizlerle paylasiyoruz.

Hamile ve Emziren Annelerin Kullanmamasi Gereken Bitkiler Nelerdir?

 

  • Aloe (Sarısabır)
  • Ananas
  • Ardıç meyvesi
  • Arnika
  • Ayı üzümü
  • Barut ağacı kabuğu
  • Devedikeni
  • Ekinezya
  • Enginar yaprağı
  • Hayıt meyvesi
  • Kava-kava kökü
  • Kediotu kökü
  • Kınakına kabuğu
  • Maydanoz otu ve kökü
  • Meyan kökü (Günde 1-2 gr, 2-3hafta süreyle kullanılabilir)
  • Öksürükotu
  • Ravent kökü
  • Sinameki
  • Yılan kökü
  • Zencefil kökü

Yukarida yeralan listemizin disinda hamilelikte (gebelikte) asagidaki bitkilerle ilgili bilgilerden de yararlanabilirsiniz.

Keten Tohumu:

Hamilelikteki kabızlıkta keten tohumu öğütülmeden bol su ile alınabilir. Ayrica karnıyarık tohum kabuğu da bol suyla kullanılabilir.

Gül Esansı ve Hakiki Gül Suyu

Hamileler sıkıntı ve sinirlilik halinde gül esansı ve hakiki gül suyu dışında hiçbir koku maddesi ve yağ (esans) kullanmamalıdır.

Papatya, Melisa, Nane Çayları

Hamilelikteki bulantıda melisa ve nane karışımından çay yapılabilir. Hakiki papatya (Matricariya recutita-chamomilla recutita) da bu çay karışımına ilave edilebilir. Bu karışımdan (melisa, nane ve papatya eşit miktarlarda) bir çay kaşığı bir çay fincanı (150 gr) sıcak suya konur, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülür ve içilir. Bu çaydan ihtiyaca göre günde 3–5 fincan hazırlanarak içilebilir.

Not: Yukarida yeralan bilgiler WHO monografileri, Kommission E monografiler ve ESCOP monografileri ile karşılaştırılabilir.

 
Hamilelik (Gebelik) Döneminde Eş Desteği

hamile103946f9a03654dd7by

Hamilelik (Gebelik) Döneminde Eş Desteği

Eşler; anne ve baba olmaya birlikte karar vermeli ve hamilelik sürecinde ve sonrasında birbirine olan desteği eksik etmemelidir. Bu süreçte tüm sıkıntıyı anne yaşıyor gibi görünse de babanın da duygusal ve yaşamsal değişimleri söz konusudur.

Kadının bu süreçte eşinin desteğine çok ihtiyacı vardır. Bu desteği göremeyen ve hamilelik sürecinde kendini yalnız hisseden kadının dogum sonrası depresyonu yaşaması beklenen bir sonuçtur. Depresyon süreci bebeğin gelişimini olumsuz etkilediği gibi eşler arasındaki iletişimin de bozulmasına neden olmaktadır.

Birlikte yeterli zaman geçirebilen, sevgisini sözcüklerle ya da davranışları ile gösteren, duygularını paylaşan, değişen bedeni ile onun seven, yorgun olduğunda anlayışlı olan, evde sorumluluk paylaşabilen bir eş anne adayını psikolojik olarak olumlu etkileyecektir. Değişen hormonel yapı, yorgunlukla bağlantılı olarak yaşanan hızlı duygu değişimleri ve öfke patlamaları karşısında sabırlı olmak gerekir. Cinsel yaşamın yarattığı duygular paylaşılmalı ve bunun bir sorun olmadığı ifade edilmelidir. Doğum öncesinde alınan bir kurs söz konusu ise birlikte gidilmeli ve doktor kontrollerinde aktif olarak rol alınmalıdır. Doğum öncesi ve sonrasındaki tüm planlamalarda alınacak görevler belirlenmelidir. Doğum sonrasında bebeğin bakımı ve uyku düzeni konusunda rol alınmalıdır. Bebekle gerektiği zamanlarda baş başa kalınmalıdır. Bu hem eşin dinlenmesini sağlayacak hem de babanın kendine güven kazanmasına zemin hazırlayacaktır. Gün içerisinde daha sık telefonla aranarak nasıl olduğu, kendisini nasıl hissettiği, bebekle birlikte evliliğin daha faklı bir boyut kazandığı gibi konuşmalar yapılabilir. Ara ara yapılan hoş sürprizler ilişkiyi yeniden canlandırabilir.

Sevildiğini ve beğenildiğini hisseden bir kadın duygusal olarak hamilelik psikolojisinden daha kolay çıkacaktır. Kendine güvenen, bebeğine yetebilen, onun ihtiyaçlarını doğru bir şekilde karşılayan, mutlu biri olarak evliliğini daha sağlıklı bir şekilde yürütecektir. Gelen bebek dışında bir kardeş söz konusu ise annenin üzerindeki yük daha fazla olacağından baba diğer çocuğun sorumluluğunu daha çok üstlenebilir. Roller değişmeli olarak paylaşılabilir. Gece uyanmalarında nöbetler sıra ile tutulabilir.

Yeni gelen bebekle değişen aile hayatının; evlilik için riskli bir süreç olduğunun eşler tarafından fark edilmesi çok önemlidir. Araştırmalar bir çok evliliğin hamilelik sürecinin yarattığı nedenlerden dolayı sonlandığını ya da eşlerin birbirinden uzaklaştığını göstermektedir. Sabır ve anlayış bu dönemde çok önemlidir. Çatışmaların ve uzaklaşmaların fazla olduğu dönemlerde bir uzman desteğine başvurulması hem sağlıklı bir hamilelik süreci hem de evlilik açısından çok önemlidir. 

Hamilelik (Gebelik) Döneminde Eş Desteği

Eşler; anne ve baba olmaya birlikte karar vermeli ve hamilelik sürecinde ve sonrasında birbirine olan desteği eksik etmemelidir. Bu süreçte tüm sıkıntıyı anne yaşıyor gibi görünse de babanın da duygusal ve yaşamsal değişimleri söz konusudur.

Kadının bu süreçte eşinin desteğine çok ihtiyacı vardır. Bu desteği göremeyen ve hamilelik sürecinde kendini yalnız hisseden kadının dogum sonrası depresyonu yaşaması beklenen bir sonuçtur. Depresyon süreci bebeğin gelişimini olumsuz etkilediği gibi eşler arasındaki iletişimin de bozulmasına neden olmaktadır.

Birlikte yeterli zaman geçirebilen, sevgisini sözcüklerle ya da davranışları ile gösteren, duygularını paylaşan, değişen bedeni ile onun seven, yorgun olduğunda anlayışlı olan, evde sorumluluk paylaşabilen bir eş anne adayını psikolojik olarak olumlu etkileyecektir. Değişen hormonel yapı, yorgunlukla bağlantılı olarak yaşanan hızlı duygu değişimleri ve öfke patlamaları karşısında sabırlı olmak gerekir. Cinsel yaşamın yarattığı duygular paylaşılmalı ve bunun bir sorun olmadığı ifade edilmelidir. Doğum öncesinde alınan bir kurs söz konusu ise birlikte gidilmeli ve doktor kontrollerinde aktif olarak rol alınmalıdır. Doğum öncesi ve sonrasındaki tüm planlamalarda alınacak görevler belirlenmelidir. Doğum sonrasında bebeğin bakımı ve uyku düzeni konusunda rol alınmalıdır. Bebekle gerektiği zamanlarda baş başa kalınmalıdır. Bu hem eşin dinlenmesini sağlayacak hem de babanın kendine güven kazanmasına zemin hazırlayacaktır. Gün içerisinde daha sık telefonla aranarak nasıl olduğu, kendisini nasıl hissettiği, bebekle birlikte evliliğin daha faklı bir boyut kazandığı gibi konuşmalar yapılabilir. Ara ara yapılan hoş sürprizler ilişkiyi yeniden canlandırabilir.

Sevildiğini ve beğenildiğini hisseden bir kadın duygusal olarak hamilelik psikolojisinden daha kolay çıkacaktır. Kendine güvenen, bebeğine yetebilen, onun ihtiyaçlarını doğru bir şekilde karşılayan, mutlu biri olarak evliliğini daha sağlıklı bir şekilde yürütecektir. Gelen bebek dışında bir kardeş söz konusu ise annenin üzerindeki yük daha fazla olacağından baba diğer çocuğun sorumluluğunu daha çok üstlenebilir. Roller değişmeli olarak paylaşılabilir. Gece uyanmalarında nöbetler sıra ile tutulabilir.

Yeni gelen bebekle değişen aile hayatının; evlilik için riskli bir süreç olduğunun eşler tarafından fark edilmesi çok önemlidir. Araştırmalar bir çok evliliğin hamilelik sürecinin yarattığı nedenlerden dolayı sonlandığını ya da eşlerin birbirinden uzaklaştığını göstermektedir. Sabır ve anlayış bu dönemde çok önemlidir. Çatışmaların ve uzaklaşmaların fazla olduğu dönemlerde bir uzman desteğine başvurulması hem sağlıklı bir hamilelik süreci hem de evlilik açısından çok önemlidir.

 
Hamilelik (Gebelik) Döneminde Değişen Vücuda Psikolojik Olarak Uyum Sağlama Süreci

hamile

Hamilelik (Gebelik) Döneminde Değişen Vücuda Psikolojik Olarak Uyum Sağlama Süreci

hamilelik süreci ile birlikte anne adayı fizyolojik ve psikolojik olarak büyük bir değişim geçirir. Bu süreçte bedendeki değişimler hayranlıkla izlenir. Her geçen gün içinde bir canlının büyüdüğünü bilmek, anne olacağını hissetmek, yaşam boyunca onun sorumluluğunu alacağını düşünmek anne adayının çok farklı duygular yaşamasına neden olur.

Hamileliğin ilk aylarında fiziksel şikayetler daha yoğun yaşanır. Sabah mide bulantıları, enerji kaybı, baş dönmeleri anne adayının bir türlü güne başlayamamasına neden olur. Çalışan anne adayi ise bu süreç çok daha zordur. Zamanla göğüsler büyümeye başlar. Bu değişimi izlemek bazı anneleri çok mutlu etse de bazı annelerde büyüyen ve sarkan göğüslerle karşılaşma düşüncesi endişe verici olabilir. Aylar geçtikçe alınacak kilolar, oluşabilecek çatlaklar, şişen eller ve ayaklar en büyük sıkıntılardır. Hamilelik sürecinde ve sonrasında; yeni bedene uyumsuzluk, kendini beğenmeme, eski bedene özlem, sürekli kendini eleştirme, artık eşinin kendisini beğenmediği düşüncesi ve yaşamsal bir mutsuzluk haline dönüşebilir. Mutsuz bir anne bebeğinin hem fiziksel hem de duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Bebeği ile yeterli iletişimi kuramaz.

Hamileliğe planlı olarak başlayan anne bu süreci daha rahat geçirir. Değişen vücudundaki her aşamayı merakla bekler ve hayranlıkla izler . Bebek sahibi olmanın doğal süreci olarak kabul eder. Eşi ile bu duygularını rahatlıkla paylaşır ve doğum sonrasında da kendisini önemseyeceğini bilir. Sosyal yaşamdan uzaklaşmaz. Kendine bakmaya devam eder.

Anne adayının psikolojisi bebeğin sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Hamileliğin her ayında psikolojik olarak kendini mutlu ve huzurlu hissetmek için gerekli çabayı göstermesi gerekir. 

Hamilelik (Gebelik) Döneminde Değişen Vücuda Psikolojik Olarak Uyum Sağlama Süreci

hamilelik süreci ile birlikte anne adayı fizyolojik ve psikolojik olarak büyük bir değişim geçirir. Bu süreçte bedendeki değişimler hayranlıkla izlenir. Her geçen gün içinde bir canlının büyüdüğünü bilmek, anne olacağını hissetmek, yaşam boyunca onun sorumluluğunu alacağını düşünmek anne adayının çok farklı duygular yaşamasına neden olur.

Hamileliğin ilk aylarında fiziksel şikayetler daha yoğun yaşanır. Sabah mide bulantıları, enerji kaybı, baş dönmeleri anne adayının bir türlü güne başlayamamasına neden olur. Çalışan anne adayi ise bu süreç çok daha zordur. Zamanla göğüsler büyümeye başlar. Bu değişimi izlemek bazı anneleri çok mutlu etse de bazı annelerde büyüyen ve sarkan göğüslerle karşılaşma düşüncesi endişe verici olabilir. Aylar geçtikçe alınacak kilolar, oluşabilecek çatlaklar, şişen eller ve ayaklar en büyük sıkıntılardır. Hamilelik sürecinde ve sonrasında; yeni bedene uyumsuzluk, kendini beğenmeme, eski bedene özlem, sürekli kendini eleştirme, artık eşinin kendisini beğenmediği düşüncesi ve yaşamsal bir mutsuzluk haline dönüşebilir. Mutsuz bir anne bebeğinin hem fiziksel hem de duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Bebeği ile yeterli iletişimi kuramaz.

Hamileliğe planlı olarak başlayan anne bu süreci daha rahat geçirir. Değişen vücudundaki her aşamayı merakla bekler ve hayranlıkla izler . Bebek sahibi olmanın doğal süreci olarak kabul eder. Eşi ile bu duygularını rahatlıkla paylaşır ve doğum sonrasında da kendisini önemseyeceğini bilir. Sosyal yaşamdan uzaklaşmaz. Kendine bakmaya devam eder.

Anne adayının psikolojisi bebeğin sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Hamileliğin her ayında psikolojik olarak kendini mutlu ve huzurlu hissetmek için gerekli çabayı göstermesi gerekir.

 
Çocuk Gelişimi

11

Çocuk Gelişimi

Çocuğunuz her geçen gün büyüyor. Bu büyüme sürecini izlemek bir çok anne baba için keyifli bir süreç olsa da bazıları için oldukça sancılı geçebiliyor. Bir yaş öncesinde size uyumlu olduğunu ifade ettiğiniz bir çocuğunuz varken yeni yaşı ile birlikte sizin dediklerinizi yapmamak için ağlayan, bağıran bir çocukla karşılaşabilirsiniz.

Gelişim süreci anne karnında başlar. Hamile olduğunu öğrenen anne adayı doktorundan bebeğinin her ay nasıl gelişeceğini öğrenmeye başlar. Daha sağlıklı gelişmesi için neler yemesi ve neler yapması gerektiğini ayrıntıları ile öğrenir. Kalbi ne zaman oluşur, ilk kez bir sesi ne zaman duyabilir, elleri ve ayakları ilk ne zaman hareket edecektir. Gelişimin ilk basamaklarını anne karnında attıktan sonra sağlıklı olarak dünyaya gelen bebeğin gelişimi ay ay devam eder. Her ay anne – babası ile daha fazla iletişime girmek için büyük çaba gösterir, boyu daha fazla uzar. 1. ay, 3. ay derken 1 yaş partisinin yapılma zamanı geldiğinde artık yürüyen ve anne – baba demeye başlayan bir çocukla karşılaşabilirsiniz.

Gelişimin Aşamaları Nelerdir?

Bir çocuk; fiziksel gelişimi haricinde dil gelişimi, zihinsel gelişimi, duygusal gelişimi, sosyal gelişimi, psikomotor gelişimi açısından takip edilmelidir. Çocuğun içinde bulunduğu her ay ya da yaşın gelişim özelliği birbirinden farklıdır. Örneğin; dil gelişimi açısından 0 – 12 ay arasında sadece kayıt yaptığı için pasif görünen bir bebek 36 – 48. aylara kadar bu süreçte en aktif dönemlerini geçirir. Bazı çocuklar erken dönemlerde kelimeler çıkartmaya başlarken bazı çocuklar birkaç ay sonra bu tepkileri verebilir. Bu oldukça doğal bir süreçtir. Anne ve babalar; her çocuğun gelişim hızının birbirinden farklı olduğunu bilmeli ve kendi çocuğunu başka çocuklarla asla karşılaştırmamalıdır.

Anne- Babalar “Sağlıklı Bir Çocuk” Yetiştirebilmek İçin ; Çocuğun İçinde Bulunduğu Yaşın Gelişim Özelliklerini Çok İyi Tanımalıdır.

Bazı anne – babalar farkında olmadan çocuklarının davranışlarını problemli bir davranış olarak tanımlayabiliyor. Bu durum ailenin çocuğunu yeterli düzeyde tanımamasından kaynaklanmaktadır. Örneğin; iki yaş döneminde olan bir çocuk gelişimsel olarak inatlaşma sürecindedir, kendi istediğinin olması için diretir. Artık yürüyebildiği ve her yere ulaşabildiği için hareketlidir. Zihinsel gelişimin hızlandığı için dikkat sürekli çevresindedir, meraklıdır, keşfetmek için her şeye dokunmak ister. Bu nedenle de tehlikelere oldukça açıktır. Anne ve baba çocuğun bu süreçteki davranışlarını “Sözümü dinlemiyor, yemeğini bir türlü yediremiyorum, tehlikeli şeylere dokunmak istiyor, hayır deyince durmuyor, güzel güzel konuşuyorum, anlatıyorum ama yine de dediğimi dinlemiyor ve beni çok yoruyor.” Olarak ifade eder. Tüm merakı ve hareketliliği gelişimi için çok önemlidir. Oysa ki bu yaş döneminde; merak etmeyen, sadece oturup söz dinleyen, çevresi ile ilgilenmeyen bir çocuğun gelişimsel olarak problem yaşadığından daha fazla şüphelenilir. Bu gelişimsel özelliği tanımayan bir anne – baba; çocuğun gelişimini engelleyecek, kişilik olarak daha güvensiz, pasif bir çocuk yetiştiriyor olacaktır.

Zamanında farkına varılmayan ve çözülmeyen gelişimsel problemler ilerleyen yaşlarda daha büyük sorunlara yol açabiliyor.

Ailelere danışmanlık yaparken en sık karşılaştığımız durumlardan biridir. Bir çok anne baba edindiği bilgiler ve yaşantısal paylaşımlarına dayanarak iyi bir çocuk büyüttüğünü düşünebilir. En iyiyi aramasak da en sağlıklı olan davranış biçimini bulmak kesinlikle gereklidir. Sağlıklı bir çocuk yetiştirmenin birincil kuralı; çocuğun gelişimini çok iyi tanımak ve içinde bulunduğu yaşın gelişimsel gereksinimlerini bilmektir. Örneğin; anne – baba bebek ilk doğduğu günden itibaren onunla konuşmalı, sohbet etmeli, ona dokunarak sevgi göstermelidir. Bu dönemde bu ilgiden yoksun kalan, sadece bakım ağırlıklı büyütülen bir bebek konuşmaya başlaması gereken dönemde bu tepkileri veremeyecektir. Geç konuşmanın; bir çocuğun ilerleyen yaşlardaki zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi olumsuz etkilemesi beklenen bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle zamanında yapılan müdahaleler çok önemlidir.

Anne Baba Çocuğunun Gelişimini Nasıl takip edebilir?

Anne – baba veya bakıcı; çocuğun içinde bulunduğu yaşın/ayın gelişim özelliklerini internet ortamındaki uzman makaleleri ve sağlık kitaplarından rahatlıkla öğrenebilirler. Önemli olan bilgilerin güvenirliği açısından bu makalelerin ilgili uzman tarafından yazılmış olmasıdır. Bu uzman bir çocuk hastalıkları uzmanı, çocuk psikiyatrisi uzmanı, çocuk nöroloji uzmanı, deneyimli pedagog veya psikolog olabilir.

Bebeği, ilk doğduğu günden itibaren gelişimsel olarak tanıyan, büyüme sürecinde gelişimi aralıklarla takip eden, diğer yaş ile birlikte anne – babayı bekleyen sorunlar, yapılması gerekenler ile ilgili olarak bilgilendiren bir uzmanla tanışabilir.

0-6 yaş arasında gelişimi takip eden testler psikologlar ve pedagoglar tarafından yapılabilmektedir. Bu takipler çoğu zaman çocukların aşı takipleri kadar önemli olabilmektedir. Özellikle de 0- 3 yaş arasında bazı problemleri tespit etmek oldukça güç olduğundan bu takip daha fazla önem kazanmaktadır. Aralıklarla yapılan bu gelişim değerlendirmeleri, ileride ortaya çıkabilecek önemli bir gelişimsel problem için önleyici olabilmektedir.

Gelişim testleri ile; çocuğun içinde bulunduğu gelişim düzeyi tespit edilerek yaşına uygun yeterlilikte olup olmadığı kontrol edilir. Gelişimdeki geriliğin nedenleri anne – baba ya da bakıcı ile yapılan ayrıntılı değerlendirmede tespit edilir. Yetersiz olan gelişim alanını hızlandırabilecek aktiviteler, tutum ve davranışlar hakkında aile ve diğer yakın kişiler bilgilendirilerek önleyici tedavi programı başlatılır. Belirgin düzeyde tespit edilen geriliklerde çocuk psikiyatrisi ve çocuk nöroloji uzmanları ile geç kalınmadan iletişime geçilmelidir.

 
Nasıl Kolay Hamile (Gebe) Kalınır?

hamile

Nasıl Kolay Hamile (Gebe) Kalınır?

Gebe kalınıp kalınamayacağı şüphesiz ki önceden bilinemez. Hiçbir hekim ya da kişi, hiçbir kimseye çocuğun olur ya da olmaz diye garanti veremez. Elbette yapılan incelemelerde rahmi, yumurtalıkları ya da testisleri olmayan çiftlerde doğal olarak gebelik olmayacağı bellidir. Ancak anatomik olarak hiçbir problem olmasa bile yapılan korunmasız geçen bir yılın sonunda çiftlerin %15’inde açıklanamayan bir şekilde infertilite (kısırlık) problemi olduğu unutulmamalıdır.

Gebe kalmaya karar verildiğinde doğal olarak ilk yapılacak şey korunmayı bırakmaktır. Uygulanan yönteme bağlı olarak üreme yeteneğinin geri dönmesi 0-3 ay kadar sürebilir. Örneğin uzun etkili korunma iğneleri kullananlarda 3-4 ay kadar bir süre gebelik oluşmayabilir. Spiralin çıkarılması, doğum kontrol hapının bırakılmasını takiben ise ertesi ay gebelik oluşabilir.

Gebe kalma şansını arttırmak için düzenli bir cinsel yaşam ve haftada en az 2-3 ilişki olmalıdır. Daha seyrek olan ilişkilerde de elbette gebelik oluşabilir ama olasılık daha az olacaktır. Bu şekildeki çiftlerin %70′i 6 ay içinde gebelik elde eder. hiçbir doğurganlık problemine sahip olmayan ve korunmayan bir çiftin ortalama hamile kalma şansı, her adet döneminde %25 civarındadır.

Gebe kalmak için en uygun dönem 28 günde bir adet gören kadında kanamanın başlangıcından itibaren 12-15. günlerdir. Çünkü bu dönemlerde sağlıklı bir kadının yumurtlaması olacaktır.

Yumurtlamanın gerçekleştiği anlaşılır mı?

Göğüslerde hassasiyet, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı ve rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin işaretleridir. Ayrıca eczanelerde satılan yumurtlama belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir. Eski bir yöntem olmasına rağmen vücut ısısı takibiyle de yumurtlama olup olmadığı anlaşılabilir.

Bu arada; ilişki sırasında kayganlaştırıcı olarak tükürük veya diğer krem vs. gibi maddelerin kullanılması spermlere zarar vererek hamileliği zorlaştırabilir. Ayrıca yer çekiminin etkisiyle ayakta veya oturur pozisyonda kurulan ilişkide ya da ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıldığında spermlerin rahim ağzındaki açıklıktan geçmeleri zorlaşır, ilişki sonrası kadının bir süre sırt üstü yatması hamilelik ihtimalini artırabilir.

Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları da uygun olur. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca bilgisayar ve televizyon ekranlarından yayılan elektromanyetik alanın da hamilelere zararlı olabileceği düşünülmektedir.

Bu zararlı etkiden korunmak için bilgisayar ekranından en az 80 cm. uzakta oturulması önerilir. Özellikle monitörlerin arka bölgelerinden uzakta oturmak gerekir.

Çiftlerin %15 inde 1 yılın sonunda gebelik olmaz. Bu çiftlerin infertilite araştırılması açısından hekime müracaatı gerekir.

 
Zihinsel istismar

17

Zihinsel istismar

Anne ve babalar, eğitimciler, çocukları seven herkesin özellikle dikkatini çekmek istediğim bir konu var “zihinsel istismar”. Farkında olmadan hepimizin maruz kaldığı ve bir şekilde istismar uyguladığı bir durumdur. Yaşanılan travmalar psikologlar ve uzmanlar tarafından incelendiğinde görülüyor ki aslında hepimizin birbirine uyguladığı bir şiddet biçiminin adı zihinsel istismar. Kesiklerin, darpların izleri hemen görülür ve tedavi edilebilir ama zihinsel istismarın izlerini bulmak, ortaya çıkarmak, tedavi etmek çok zordur.

Peki nedir bu zihinsel istismar? Biz hangi davranışlarımızla, sözlerimizle özellikle çocuklarımızı zorluyoruz?

Tehditler Savuruyoruz!
Eğer bunu bir daha yaparsan seni sevmeyeceğim” cümlesi buna en güzel örnektir. özellikle gelişim çağının ilk evrelerinde olan çocuklara söylediğinde etkisi ömür boyu karakterinden silinmeyecek izler bırakabilir. Siz de böyle bir tehditle karşılaştıysanız, o an neler hissettiniz, hatırlayınız. Bunula beraber “seni uzağa bırakacağım”, “bir daha hiç görüşmeyeceğiz” gibi sözler savurduğumuz en yaygın tehditlere örnektir.

En çok beni sevsin istiyoruz.
En masumu da çocuklarımızı yetiştirip terbiye ederken “beni herşeyden daha çok sev” mesajını onlara yüklemeye çalışmaktır. Buna örnek olarak “annemizi herşeyden çok sevmeliyiz” mesajı olabilir. Anne sevgisini her konuda ve olayda vurgulamak, tehdit unsuru yapmak çocuklarda şiddetli korkulara, kaybetme duygularına neden olabilir. “Evden gidip bir daha hiç gelmeyeceğim” diyen bir anneyi o an için mazur görebiliriz, peki ya bu sözü duyan 5 yaşındaki çocuğunun dünyasındaki yol açacağı büyük sarsıntıyı nasıl engelleyeceğiz? Bu tehditlerin ileride özellikle duygusal ilişkilerinde onu nasıl zorlayacağını bir yetişkin olarak düşünmek zorundayız.

Dövmekle tehdit ediyoruz.
Fiziksel şiddet tehditleri, özellikle topluluk içinde böyle bir tehditle çocuklara yaklaşmak derinden etkilenmelerine neden olabilir. Sosyal ortamlarda çekingen, özgüveni düşük olarak yetişmelerine neden olabilir.

Sözlerle yaralıyoruz.
Aynı zamanda iletişim kurarken seçtiğimiz sözcükler, ses tonumuz, beden dilimiz farketmediğimiz kadar yaralayıcı olabilir. özellikle sözlü kınamalarımızda aşırılığa kaçmak travmalara sebep olabilir. Bir çocuğu sürekli “işe yaramaz”, “kötü” ilan etmek kendini kötü hissetmesine ve öyle olduğuna inanmasına yol açabilir.Böyle bir durumla karşılaşmayı hangi yetişkin kabul edebilir, öyle değil mi? Bir çocuğa sürekli olarak “haylaz” olduğunu söylemek kişilik alt yapısının olumsuz bir zemine kaymasına neden olabilir. Bunun istenmeyen davranışların tekrar edilmemesi gerektiği anlatılırsa travmatik durumların yaşanılmasını engeller. Sürekli yaramazlığını vurgulamaz olumsuz pekiştireç görevini görür, istenmeyen davranışlar devam eder. Aynı zamanda çocuğun ruh dünyası sarsılarak sağlığını yütürebilir.

Kıyaslıyoruz.
Ozellikle okul başarısında çok sık rastlanılan bir durum olarak kıyaslama çocukların en çok tepki verdikleri durumlardan birisidir. “Arkadaşın Selin tam puan almış, sen alamamışsın” diyerek kıyaslamaya başlıyoruz. Genelde örnek göstermek, çocuğun önüne hedef koyarak aşmasını sağlamak için yaparız. Ama bu karşı taraf için acı veren bir durum olabilir. özellikle bu kıyaslamayı kardeşler arasında yapmak daha kaçınılması gereken bir durumdur. Anne ve babaların bir çocuğunu diğerine göre daha çok sevdiğine çoğumuz şahit olmuşuzdur. Daha az ilgi gören çocuğun içinde yaşadığı sevilmeme durumu ileride kendisini ” kurban” olarak hissetmesine olumsuz zemin hazırlayacaktır. Sağlıklı olmayan ilişkiler geliştirmesine, yanlış arkadaş seçimine, mutsuz evliliklere, özgüvenden yoksun bir iş yaşamına neden olabilir. çocukluk çağında yaşanan küçük travmalar yetişkin olunca özellikle büyük mutsuzluklara dönüşebiliyor. Bu nedenle çocuklarımızı eğitirken “ben olsam ne düşünürdüm” diye düşünmeyi elden bırakmamız çok önemli. Nihayetinde kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi özellikle çocuklara yapmaya anne-babalar ve eğitimciler olarak bizlerin hakkı olmadığını düşünüyorum. İç iletişimimizi ve çocuklarla olan iletişimizi sağlıklı olarak güçlendirmek için kaynaklara ve uzmanlara danışmayı tavsiye ediyorum.

Sağduyulu, bol empatili, huzur ve sevgi dolu günler dilerim.

 
Gebeliğe Hazırmısınız? Gebelik (Hamilelik) Dönemi Öncesi Yapilacaklar

hamile

Gebeliğe Hazırmısınız? Gebelik (Hamilelik) Dönemi Öncesi Yapilacaklar

Artık kendinizi anne olmaya hazır hissediyorsunuz. Peki hamilelikten önce dikkat etmeniz gereken faktörler olduğunu biliyor musunuz? Gebelik döneminde olduğu gibi öncesinde de anne ve bebek sağlığı açısından bilmeniz gereken noktalar var.

Hamilelikte bir çok fiziksel değişiklikler ve mide bulantıları yaşanır. Bunun sebebi; tad ve koku alma duyularının farklı çalışmasıdır. Fakat bedensel değişimler kadar duygusal dalgalanmalar da göz ardı edilemez. ”gebeliğe hazır mıyım? Nasıl bir anne olacağım?” Sorusu ise her anne olmayı düşünen gebelik adayı için kaygı kaynağıdır. Oysa ki yaşanan değişimler kişiden kişiye değişiklik gösterir, hatta tamamen faklı bir duygu durum içinde olunabilir. Bazı kadınlar mutlu, enerjik, gebelik öncesindeki yaşamlarından hiç ödün vermeden gebeliği yaşarken; bazı kadılar ise kronik bir yorgunluk hissederler. Bazı kadınlar için onlara çok özelmiş gibi davranılması (örneğin; otobüste yer verilmesi, paketlerinin taşınması) onları son derece mutlu ederken; bazı kadınları ise mutsuz bir ruh hali içinde hissetmesine neden olabilir. Bu sürecin nasıl geçeceği ise aslında kişinin gebeliğe hazır olup olmaması ile bağlantılı olan bir durumdur. Anne adayı ve eşi bir bebek sahibi olmaya, bu dönemi geçireceği fiziksel değişikliklere ve duygusal dalgalanmalara ne kadar hazır olduğuyla doğrudan ilişkilidir.

Gebeliğe Hazırlanmak Ne Anlama Gelir?

Eşlerin Ortak Karar Almaları:
Gebeliğe hazırlanmak için eşlerin ortaklaşa karar vermeleri şarttır. Ciftin hayatında önemli değişiklikler olacağını kabul etmeleri gerekir. Ciftin; hayatlarının, iş, kariyer, ekonomik yapı, sosyal ilişkileri gibi alanlarda oluşacak değişikliklerin farkında oluşları ve bunlarla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmaları doğru karar almalarını sağlar. Fakat bu karar kesinlikle ortak alınmalıdır, çift çocuk yapma nedenlerini karşılıklı olarak bilmelidirler. Amaç sadece bir çocuk sahibi olmak isteme olmalıdır. Bazı durumlarda ilişkiye yenilik getireceği, yolunda gitmeyen ilişkiyi düzelteceği düşüncesi ile çocuk sahibi olunmak istenmektedir. Bu durum çifte maddi ve manevi yük oluşturacağından bu yaklaşım kesinlikle yanlış olarak değerlendirilmektedir. Eşlerden birinin bu kararla ilgili tereddütleri varsa, bu karar iyice konuşulup tartışılmalıdır. Eğer çözüme ulaşılmıyorsa; çiftin bu kararı bir profesyonel(psikolog, aile terapisti..)ile değerlendirmesinde fayda vardır.

Psikolojik Olarak Bebeğe Hazır Oluş:
Çocuğun yıllar içerisindeki ruh sağlığını ve psikososyal gelişimi üzerinde, aile ortamının yoğun etkisi tartışılmaz bir gerçektir. Bu nedenle doğacak bebek için eşlerin psikolojik olarak hazır olmaları önem arz etmektedir. Çocuğun seçme şansı olmadığı anne – babası ve mecburen katılmak zorunda olduğu, hayatının ilk evrelerini geçireceği bu aile ortamı onun geleceğinin belirlenmesinde en büyük adımdır. Eşler yeni gelecek aile bireyine karşı daha doğmadan sevgi dolu beklentiler içerisinde olmalıdırlar. Yani hamilelik planlanan, istenilen ve beklenilen bir hamilelik olmalıdır. Yeni bebek onlara anne veya baba olma duygusunu hissettirecek ve anne babalar bu durumdan büyük bir keyif alacaklardır.

Yeni doğacak bebeğin en büyük ihtiyacı sevgi dolu bir aile ortamı ve onu devamlı seven, onunla birlikte vakit geçirmekten mutluluk hisseden, onu koruyan anne ve babasının olmasıdır. Anne – babanın çocuk doğmadan önce, onun sadece fiziksel gereksinimlerinin olmadığını ek olarak duygusal olarak da devamlı sevgi ve ilgiye ihtiyacı olan bir birey olduğunu unutmamaları gerekir. Bu sevgi dolu ortam, doğacak bebek için daha gebelik dönemi boyunca hissettirilmelidir. Özellikle bebek daha gebelik döneminde annenin kendini mutlu ve huzurlu hissetmesi, yeni doğacak bebek için heyecanlanması ve bu konuda kendini rahat hissetmesi önemlidir. Elbette ki bunun sağlanmasında babanın anneye olan psikolojik desteği ve yardımı, ek olarak diğer çevredeki bireylerin annenin bu durumunu onaylaması ve ona yardımcı olması annenin psikolojik rahatlığının sağlanması açısından gereklidir.

Baba Adayının Gebeliğe Hazır Oluşu:
Gebeliğe sadece anne adayının değil baba adayının da hazır olması gerekmektedir. Gebelik süresince eşinde oluşacak fiziksel ve ruhsal değişiklikler hakkında baba adayının bilgi sahibi oluşu çiftleri bu sürece hazır hale getirir. Gebelik döneminde anne adayı kendini çirkin hissedebilir, her şeye daha fazla alınır, insanlar arası ilişkilerde daha hassastır, ağlamaları başlamıştır. Bu duruma karşı baba adayı hazırlıklı olmalı, gebenin bu hasas dönemini göz ardı etmemelidir.

Bilgi Sahibi Olmak:
Bebeğin zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişimi hakkında bilgi sahibi olmak genellikle sonraki dönemlere bırakılmaktadır. Çocuklar büyüdükçe, geliştikçe o döneme ait gelişimleri takip edilmekte, sorun çıktığında o soruna dair çözümler aranmakta ve yine genellikle geleneksel yöntemler tercih edilmektedir. Oysa çocuk gelişimi ve eğitimi başlı başına teknik bir konudur, bir bilimdir. Hatta birkaç bilim dalı bu konuyla ilgilenmektedir. İnsanın mizacı, bilişsel, duygusal ve fizyolojik gelişimi özellikle yaşamın ilk 6 yılında çok hızlı oluşur. Bu yıllar insan yaşamı yönünden çok önemlidir. Bu dönemde bebeği gelişim özellikleriyle tanımak ve gelişmesi için gerekli ortamı hazırlamak, ona destek olmak çok önemlidir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda anne – babanın özellikle 0-6 yaşa ait gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olmasının önemi görülmektedir.

0-2 Yaş Döneminin Gelişim Özellikleri ve Olması Gereken Anne – Baba Tavrı:
Yeni doğan bebeğin gelişimi ilk yılda çok hızlı olur. Bu dönemin en önemli özelliği bebeğin yetişkine bağımlı olması,o olmadan hayatını devam ettirememesidir. Fiziksel ihtiyaçları için doğuştan getirdiği bazı reflekslere sahiptirler. Ancak refleksler tek başlarına (yani bir yetişkinin desteği olmaksızın) hayatını sürdürmeyi sağlayamazlar. Bu dönemde bebeğin, beslenmesi, temizliği, uykusu kadar önemli olan bir husus da bebeğin sevgi ve şefkatle sevilmesidir.

Yapılan bir çok araştırma bebeklik döneminde sevgiden yoksun bırakılan bebeklerin çok iyi bakılsalar bile duygusal bazı problemler yaşama olasılıklarının oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Hatta bazı durumlarda yine iyi bakılan çocukların sırf sevgiden yoksun bırakıldıkları için fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin bile yeterli düzeye ulaşmadığı gözlenmiştir. İlk yılda bebeğin uyku, beslenme ve temizlik ihtiyacının düzenli ve yeterli karşılanması önem teşkil eder. Bebeğin ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli karşılanması bebeğin dış dünyaya ve anneye olan güveninin ilk basamağını oluşturur. Bu yolla hem dış dünya ile ilişki kurmayı ve güven duymayı öğrenir hem de kendisine bakan, onu seven ve ihtiyaçlarını karşılayan kişiye bağlılık geliştirir.

İlk 2 yılda çocuğun bağlanabileceği bir yetişkinin olması önemlidir. Bu bağlılık çocuğun birey olmaya geçiş sürecinde etkilidir ve dış dünya ile ilişki kurmasında istek ve ihtiyaçlarının belirtmesinde ve karşılamasında bir araç olarak da kullanılır. Ve daha sonra kendi ihtiyaçlarını karışlamayı öğrendikçe ve becerileri geliştikçe birey olma özelliği gelişir. Bu dönemde de yetişkine olan bağlılığından kurtularak kendine güvenmeyi öğrenir, bağımsız bir birey olur ve sorun çözebilme yetisini geliştirir. Bebeklerin hareket becerileri geliştikçe, merakları ve çevreye olan ilgileri arttıkça çevreyle olan iletişimleri de artar. Özellikle bebeğin yürümeye başladığı 1 yaş civarında onu fiziksel zararlardan korumak amacıyla hareket etmesine, çevreyi keşfetmesine fırsat vermek bu dönemdeki sosyal, zihinsel ve duygusal gelişiminin desteklenmesi bakımından önem taşır. Bu dönemde çocuğu koruma düşüncesiyle çok müdahale etmek, durdurmak, dokunmasına, becerilerini denemesine izin vermemek ve engelleyici olmak hem çocuğun kendine güvenmesini olumsuz etkiler hem de becerilerini geliştiremez ve bu nedenle de bağımlı hissetme olasılığı artar. Aynı şekilde 2 yaş civarında çocukların hareketliliklerinde ciddi bir artış gözlenir. Motor koordinasyonları artmıştır, bir çok şeyi kendi kendilerine yapmak isterler. Bu dönemdeki destek çocuğun deneyimleyerek öğrenmesini arttıracağı için hem zihinsel gelişim açısından hem de yine benlik saygısının gelişimi açısından büyük önem taşır. Yine bu dönemde çocuk ev eşyalarını ve çevresini tanıma ihtiyacındadır. Oyun oynama konusunda desteğe ihtiyaç duyar. Hareketli oyuncakları ilgisini çeker. Sosyal olarak yeterince gelişmediklerı için yaşıtlarıyla oyun kuramazlar. Bu nedenle anne – babayla veya kendilerinden büyük kendisini idare edebilecek daha büyük çocuklarla oynarlar. Bu dönemde anne – babanın çocukla oynaması sadece çocuğun oyun ihtiyacını karışlamak anlamına gelmeektedir. Aynı zamanda ebeveynin çocukla kurması gereken iletişimi geliştirmek, çocuğu tanımak, duygusal gelişimini takip etmek açısından da oldukça önemlidir. Ayrıca çocuğu oyun sırasında gözlemlemek ve onun oyun arkadaşı olmak çocuğu tanımak için en kolay yoldur.

2 yaş civarında çocuk anne ve babasına karşı ağlayarak her istediğinji yaptırır hale gelebilir. Bu dönemde çocuklar “ağlayarak istediklerini yaptırmayı” öğrenirler. Anne ve babanın tutarlı davranışları, çocuk ağladığında sonucu ne olursa olsun geri adım atmamaları çocuğun “ağlayarak istediklerini elde edemeyeceğinin” bir göstergesi olur ve sağlıklı, ne yapması gerektiğini bilen, uyumlu bir çocuk geleceğe anne ve baba tarafından hazırlanır.

Tüm bu aşamaları başarı ile geçen; ortaklaşa kararlar alan, bebeğin doğuşundan sonar karşılaşacağı gerçekleri bile ve bebeğin gelişim dönemleri ile ilgili araştırma yapıp bilgi sahibi olan her anne baba doğacak bebeğe ve dolayısıyla gebeliğe hazırdır. 

Gebeliğe Hazırmısınız? Gebelik (Hamilelik) Dönemi Öncesi Yapilacaklar

Artık kendinizi anne olmaya hazır hissediyorsunuz. Peki hamilelikten önce dikkat etmeniz gereken faktörler olduğunu biliyor musunuz? Gebelik döneminde olduğu gibi öncesinde de anne ve bebek sağlığı açısından bilmeniz gereken noktalar var.

Hamilelikte bir çok fiziksel değişiklikler ve mide bulantıları yaşanır. Bunun sebebi; tad ve koku alma duyularının farklı çalışmasıdır. Fakat bedensel değişimler kadar duygusal dalgalanmalar da göz ardı edilemez. ”gebeliğe hazır mıyım? Nasıl bir anne olacağım?” Sorusu ise her anne olmayı düşünen gebelik adayı için kaygı kaynağıdır. Oysa ki yaşanan değişimler kişiden kişiye değişiklik gösterir, hatta tamamen faklı bir duygu durum içinde olunabilir. Bazı kadınlar mutlu, enerjik, gebelik öncesindeki yaşamlarından hiç ödün vermeden gebeliği yaşarken; bazı kadılar ise kronik bir yorgunluk hissederler. Bazı kadınlar için onlara çok özelmiş gibi davranılması (örneğin; otobüste yer verilmesi, paketlerinin taşınması) onları son derece mutlu ederken; bazı kadınları ise mutsuz bir ruh hali içinde hissetmesine neden olabilir. Bu sürecin nasıl geçeceği ise aslında kişinin gebeliğe hazır olup olmaması ile bağlantılı olan bir durumdur. Anne adayı ve eşi bir bebek sahibi olmaya, bu dönemi geçireceği fiziksel değişikliklere ve duygusal dalgalanmalara ne kadar hazır olduğuyla doğrudan ilişkilidir.

Gebeliğe Hazırlanmak Ne Anlama Gelir?

Eşlerin Ortak Karar Almaları:
Gebeliğe hazırlanmak için eşlerin ortaklaşa karar vermeleri şarttır. Ciftin hayatında önemli değişiklikler olacağını kabul etmeleri gerekir. Ciftin; hayatlarının, iş, kariyer, ekonomik yapı, sosyal ilişkileri gibi alanlarda oluşacak değişikliklerin farkında oluşları ve bunlarla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmaları doğru karar almalarını sağlar. Fakat bu karar kesinlikle ortak alınmalıdır, çift çocuk yapma nedenlerini karşılıklı olarak bilmelidirler. Amaç sadece bir çocuk sahibi olmak isteme olmalıdır. Bazı durumlarda ilişkiye yenilik getireceği, yolunda gitmeyen ilişkiyi düzelteceği düşüncesi ile çocuk sahibi olunmak istenmektedir. Bu durum çifte maddi ve manevi yük oluşturacağından bu yaklaşım kesinlikle yanlış olarak değerlendirilmektedir. Eşlerden birinin bu kararla ilgili tereddütleri varsa, bu karar iyice konuşulup tartışılmalıdır. Eğer çözüme ulaşılmıyorsa; çiftin bu kararı bir profesyonel(psikolog, aile terapisti..)ile değerlendirmesinde fayda vardır.

Psikolojik Olarak Bebeğe Hazır Oluş:
Çocuğun yıllar içerisindeki ruh sağlığını ve psikososyal gelişimi üzerinde, aile ortamının yoğun etkisi tartışılmaz bir gerçektir. Bu nedenle doğacak bebek için eşlerin psikolojik olarak hazır olmaları önem arz etmektedir. Çocuğun seçme şansı olmadığı anne – babası ve mecburen katılmak zorunda olduğu, hayatının ilk evrelerini geçireceği bu aile ortamı onun geleceğinin belirlenmesinde en büyük adımdır. Eşler yeni gelecek aile bireyine karşı daha doğmadan sevgi dolu beklentiler içerisinde olmalıdırlar. Yani hamilelik planlanan, istenilen ve beklenilen bir hamilelik olmalıdır. Yeni bebek onlara anne veya baba olma duygusunu hissettirecek ve anne babalar bu durumdan büyük bir keyif alacaklardır.

Yeni doğacak bebeğin en büyük ihtiyacı sevgi dolu bir aile ortamı ve onu devamlı seven, onunla birlikte vakit geçirmekten mutluluk hisseden, onu koruyan anne ve babasının olmasıdır. Anne – babanın çocuk doğmadan önce, onun sadece fiziksel gereksinimlerinin olmadığını ek olarak duygusal olarak da devamlı sevgi ve ilgiye ihtiyacı olan bir birey olduğunu unutmamaları gerekir. Bu sevgi dolu ortam, doğacak bebek için daha gebelik dönemi boyunca hissettirilmelidir. Özellikle bebek daha gebelik döneminde annenin kendini mutlu ve huzurlu hissetmesi, yeni doğacak bebek için heyecanlanması ve bu konuda kendini rahat hissetmesi önemlidir. Elbette ki bunun sağlanmasında babanın anneye olan psikolojik desteği ve yardımı, ek olarak diğer çevredeki bireylerin annenin bu durumunu onaylaması ve ona yardımcı olması annenin psikolojik rahatlığının sağlanması açısından gereklidir.

Baba Adayının Gebeliğe Hazır Oluşu:
Gebeliğe sadece anne adayının değil baba adayının da hazır olması gerekmektedir. Gebelik süresince eşinde oluşacak fiziksel ve ruhsal değişiklikler hakkında baba adayının bilgi sahibi oluşu çiftleri bu sürece hazır hale getirir. Gebelik döneminde anne adayı kendini çirkin hissedebilir, her şeye daha fazla alınır, insanlar arası ilişkilerde daha hassastır, ağlamaları başlamıştır. Bu duruma karşı baba adayı hazırlıklı olmalı, gebenin bu hasas dönemini göz ardı etmemelidir.

Bilgi Sahibi Olmak:
Bebeğin zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişimi hakkında bilgi sahibi olmak genellikle sonraki dönemlere bırakılmaktadır. Çocuklar büyüdükçe, geliştikçe o döneme ait gelişimleri takip edilmekte, sorun çıktığında o soruna dair çözümler aranmakta ve yine genellikle geleneksel yöntemler tercih edilmektedir. Oysa çocuk gelişimi ve eğitimi başlı başına teknik bir konudur, bir bilimdir. Hatta birkaç bilim dalı bu konuyla ilgilenmektedir. İnsanın mizacı, bilişsel, duygusal ve fizyolojik gelişimi özellikle yaşamın ilk 6 yılında çok hızlı oluşur. Bu yıllar insan yaşamı yönünden çok önemlidir. Bu dönemde bebeği gelişim özellikleriyle tanımak ve gelişmesi için gerekli ortamı hazırlamak, ona destek olmak çok önemlidir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda anne – babanın özellikle 0-6 yaşa ait gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olmasının önemi görülmektedir.

0-2 Yaş Döneminin Gelişim Özellikleri ve Olması Gereken Anne – Baba Tavrı:
Yeni doğan bebeğin gelişimi ilk yılda çok hızlı olur. Bu dönemin en önemli özelliği bebeğin yetişkine bağımlı olması,o olmadan hayatını devam ettirememesidir. Fiziksel ihtiyaçları için doğuştan getirdiği bazı reflekslere sahiptirler. Ancak refleksler tek başlarına (yani bir yetişkinin desteği olmaksızın) hayatını sürdürmeyi sağlayamazlar. Bu dönemde bebeğin, beslenmesi, temizliği, uykusu kadar önemli olan bir husus da bebeğin sevgi ve şefkatle sevilmesidir.

Yapılan bir çok araştırma bebeklik döneminde sevgiden yoksun bırakılan bebeklerin çok iyi bakılsalar bile duygusal bazı problemler yaşama olasılıklarının oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Hatta bazı durumlarda yine iyi bakılan çocukların sırf sevgiden yoksun bırakıldıkları için fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin bile yeterli düzeye ulaşmadığı gözlenmiştir. İlk yılda bebeğin uyku, beslenme ve temizlik ihtiyacının düzenli ve yeterli karşılanması önem teşkil eder. Bebeğin ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli karşılanması bebeğin dış dünyaya ve anneye olan güveninin ilk basamağını oluşturur. Bu yolla hem dış dünya ile ilişki kurmayı ve güven duymayı öğrenir hem de kendisine bakan, onu seven ve ihtiyaçlarını karşılayan kişiye bağlılık geliştirir.

İlk 2 yılda çocuğun bağlanabileceği bir yetişkinin olması önemlidir. Bu bağlılık çocuğun birey olmaya geçiş sürecinde etkilidir ve dış dünya ile ilişki kurmasında istek ve ihtiyaçlarının belirtmesinde ve karşılamasında bir araç olarak da kullanılır. Ve daha sonra kendi ihtiyaçlarını karışlamayı öğrendikçe ve becerileri geliştikçe birey olma özelliği gelişir. Bu dönemde de yetişkine olan bağlılığından kurtularak kendine güvenmeyi öğrenir, bağımsız bir birey olur ve sorun çözebilme yetisini geliştirir. Bebeklerin hareket becerileri geliştikçe, merakları ve çevreye olan ilgileri arttıkça çevreyle olan iletişimleri de artar. Özellikle bebeğin yürümeye başladığı 1 yaş civarında onu fiziksel zararlardan korumak amacıyla hareket etmesine, çevreyi keşfetmesine fırsat vermek bu dönemdeki sosyal, zihinsel ve duygusal gelişiminin desteklenmesi bakımından önem taşır. Bu dönemde çocuğu koruma düşüncesiyle çok müdahale etmek, durdurmak, dokunmasına, becerilerini denemesine izin vermemek ve engelleyici olmak hem çocuğun kendine güvenmesini olumsuz etkiler hem de becerilerini geliştiremez ve bu nedenle de bağımlı hissetme olasılığı artar. Aynı şekilde 2 yaş civarında çocukların hareketliliklerinde ciddi bir artış gözlenir. Motor koordinasyonları artmıştır, bir çok şeyi kendi kendilerine yapmak isterler. Bu dönemdeki destek çocuğun deneyimleyerek öğrenmesini arttıracağı için hem zihinsel gelişim açısından hem de yine benlik saygısının gelişimi açısından büyük önem taşır. Yine bu dönemde çocuk ev eşyalarını ve çevresini tanıma ihtiyacındadır. Oyun oynama konusunda desteğe ihtiyaç duyar. Hareketli oyuncakları ilgisini çeker. Sosyal olarak yeterince gelişmediklerı için yaşıtlarıyla oyun kuramazlar. Bu nedenle anne – babayla veya kendilerinden büyük kendisini idare edebilecek daha büyük çocuklarla oynarlar. Bu dönemde anne – babanın çocukla oynaması sadece çocuğun oyun ihtiyacını karışlamak anlamına gelmeektedir. Aynı zamanda ebeveynin çocukla kurması gereken iletişimi geliştirmek, çocuğu tanımak, duygusal gelişimini takip etmek açısından da oldukça önemlidir. Ayrıca çocuğu oyun sırasında gözlemlemek ve onun oyun arkadaşı olmak çocuğu tanımak için en kolay yoldur.

2 yaş civarında çocuk anne ve babasına karşı ağlayarak her istediğinji yaptırır hale gelebilir. Bu dönemde çocuklar “ağlayarak istediklerini yaptırmayı” öğrenirler. Anne ve babanın tutarlı davranışları, çocuk ağladığında sonucu ne olursa olsun geri adım atmamaları çocuğun “ağlayarak istediklerini elde edemeyeceğinin” bir göstergesi olur ve sağlıklı, ne yapması gerektiğini bilen, uyumlu bir çocuk geleceğe anne ve baba tarafından hazırlanır.

Tüm bu aşamaları başarı ile geçen; ortaklaşa kararlar alan, bebeğin doğuşundan sonar karşılaşacağı gerçekleri bile ve bebeğin gelişim dönemleri ile ilgili araştırma yapıp bilgi sahibi olan her anne baba doğacak bebeğe ve dolayısıyla gebeliğe hazırdır.

 
Bebeğe Alınması Gereken İlk Oyuncaklar

9

Bebeğe Alınması Gereken İlk Oyuncaklar

Bebek dünyaya geldiği ilk andan itibaren anne ile iletişime geçer . Annenin sonsuz sevgisini hisseden bebek daha sağlıklı bir gelişim gösterir. Bebeğin gelişimi; sevgi ve ilgiyle beslenirken oyuncaklar da bu sürece katılmalıdır.

İlk oyuncaklar neler olmalıdır?

Sallanan oyuncaklar: İlk ay oyuncağının göz hizasında olması çok önemlidir. Sallanan renkli oyuncaklar seçebilirsiniz. Başlangıçta bebek bu oyuncağa bir süre ilgisiz kalsa da dış dünyaya uyum sağladıkça ilgisi artacaktır. Bu tip oyuncaklar bebeğin algısını güçlendirerek çevresini daha çok fark etmesine yardımcı olacaktır.

Sallanan oyuncak ve objeyi aralıklarla değiştirin. Bebeğiniz bu değişimi fark edecektir.

Renkli oyuncaklar: Sallanan objelerin canlı renklerde seçilmesi önemlidir. Kırmızı, mavi, yeşil renklerde olabilir. Parlak renkli oyuncaklar da olabilir. Yatağan yakın çevresine de bu renkli oyuncakları yerleştirebilirsiniz. Diğer aylarda başını hareket ettirmeye başladıkça bu oyuncaklar da dikkatini çekmeye başlayacaktır.

Sesli oyuncaklar: Bebeğin çevresinin farkında olmasını sağlamak için oyuncaklar bebeğin duyularına hitap etmelidir. İşitme duyusunu güçlendirecek müzikli dönenceler ilk ayda çok yararlıdır. Bu oyuncak; bebeğin farklı sesleri de fark etmesini sağlayacaktır. Bir müzik kutusu, cd çalar da işe yarayabilir. Özellikle de uykuya geçiş zamanlarında çalacağınız müzikler onu rahatlatarak daha sakin ve huzurlu bir şekilde uykuya dalmasını sağlayacaktır.

Anne – Baba da ilk ay oyuncaklarıdır. Dokunulmak bebeğin sevildiğini, değer verildiğini ona hissettirir. Güven duygusu kazandırır. Yüzünüz ve gülüşünüz onun için en eğlenceli oyuncaktır. Yüzünüzü ona yaklaştırın ve sesli bir şekilde gülümsemeye başlayın. Onu sevdiğinizi söyleyin. Şarkılar, ninniler söylediğinizde sizi dikkatlice dinlediğini, her yaklaştığınızda heyecanlandığını fark edeceksiniz. Onunla ne kadar çok konuşursanız o kadar çok uyaran alır. Sizinle iletişimi artar ve annesi olduğunuzu daha çok fark eder.

Oyuncaklar; bebeklik döneminde çok önemlidir. Bebeğin tüm duyuları için uyaran görevindedir. Dış dünyayı daha çok algılamasına, görsel ve işitsel dikkatinin artmasına olanak sağlar. Bebeğin diğer aylarda göstereceği gelişim aşamaları için bir temel oluşturulmasına yardımcı olur.

Çevresinin daha çok farkında olan bebek; çevresi ile daha fazla iletişim kurar, güven duygusu gelişir ve mutlu bir çocuk olmanın temellerini atmış olur.

 

Etiketler

Ziyaretçi

Bugün: 6